115. 19. yüzyılda inşa edilmesi nedeniyle kültürel değerleri yönünden yüksek olan Odunpazarı Evleri, restore edilerek ve 154 konut adına Odunpazarı Tarihi ve Kentsel Sit Alanı ilan
10 Troya Eserleri. Tarihin en önemli arkeolojik buluntuları arasında sayılan Troya eserleri, Çanakkale 'deki antik kentte Alman arkeolog Heinrich Schliemann tarafından gün ışığına çıkarıldı. MÖ 2300-2800 yılları arasına ait tarihi hazinenin, Schliemann ve eşi tarafından 1871-1890 yılları arasında yurt dışına
GöreXI. yüzyılda Türk İllerinin Siyasî, Etnik, Sosyal ve Kültürel Durumu” adı çok uzun olduğu için pratik bakımdan literatürde zorluklar meydana getireceğinden, eser yayınlanırken “Kaşgarlı Mahmud’a Göre XI. Yüzyılda Türk Dünyası” adı tercih edilmiştir. Üç
TürkDil Kurumu teşkilat yapısında yapılan son değişiklik 02.11.2011 tarihinde 664 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılmıştır. Söz konusu kararname ile Atatürk’ün vasiyetine uygun olarak Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunun tüzel kişilikleri korunarak malî menfaatler saklı tutulmuş ve kendilerine tahsis
SELÇUKLULARDAEDEBİYAT. Tarihî kaynaklardan edinilen bilgilere göre Oğuzlar, 10. yüzyılda Sir Derya boyları ile Aral Gölü kıyılarında, merkezi Yenikent olmak üzere, bir yabgu devleti meydana getirmişlerdi. Bu bölgelerde bazı şehirler de kuran Oğuzlar, buralarda yüksek kültürlü yerleşik bir hayata geçmiş bulunuyorlardı.
Fast Money. TEZHİP SANATI TEZHİP ILLUMIATION Çok uzun ve köklü bir geçmişe sahip bu sanatın adı, yani Tezhip; Arapça “Zehep” altın sözcüğünden gelir. Altınlamak, altın ile süslemek demektir. Altın ve boya ile yapılan bezeme sanatıdır. Tezhip yapan sanatçıya da Müzehhip denilir. Tezhibin ana teması desendir. Deseni motifler oluşturur. Motifler tamamen matematiksel birdüzen içinde çizilmiş geometrik şekiller üzerine yerleştirilir. Bu geometrik şekillerle hiçbir yüzyılda oynanmamış ve değiştirilmemiştir. Motifler daima simetrik olarak yerleştirilir. Motifler çok fazla zengin ve çeşitlidir. Bunun sebebi de islam dininin resim ve heykel sanatına koyduğu yasaklardır. Bu yüzden Türk sanatçıları, bütün yaratıcı güçlerini süsleme alanında yoğunlaştırarak, gördükleri her şeyi, doğadan aşırı derecede soyutlamaya ve stilizasyona yönelmişlerdir. Doğayı hiç değiştirmeden taklit etmek yerine onu üsluplaştırmayı uygun görmüşlerdir. Tavşan, balık, kurt, kuş gibi hayvan motiflerinde, kuşların kafalar, tavşanların ayakları yok edilerek kökenlerini belli etmeyecek şekiller oluşturulmuştur.RUMİ Kaynağı belli olmayacak kadar stilize edilmiş çiçeklerHATAİ, sürekli hareket halindeki bulutlardan esinleneek oluşturulan şekiller BULUT çok sık kullanılmıştır. Bir de, IX. ve XV. yüzyıllar arasında çok kullanılan MÜNHANİ vardır. Kuş gagalarının iç bünyelerinden esinlenerek meydana getirilmiştir. Bu motif, diğer motiflerin aksine kompozisyonlarda belli bir hat takip etmeyip daima birbirlerine yapışık olarak yerleştirilerek çalışılır. detaylar, motifler kısmında işlenecek Kısaca Tezhip Sanatının Tarihçesi Dünya uygarlıklar tarihinde Türk Süsleme Sanatı’nın çok önemli bir yeri vardır. Türkler, Orta Asya’dan getirdikleri kültürlerini Anadolu’da da yüzyıllar boyunca çok başarılı bir şekilde sürdürmüşlerdir. Türkler, kendilerine has motifler yarattıkları gibi başka ulusların kullandıkları motifleri de alıp rahatlıkla kullanmışlar, kendi zevklerine uygun gelecek şekilde değiştirerek Türk sanatına uydurmuşlardır. Türkler, İslamı kabul ettikten sonra Türk Süsleme Sanatı daha da çok gelişmiştir. Halı, çini, dokuma, ahşap oymacılık, madentombaklar ve taş işçiliği, kumaş işçiliği, duvar nakışları ve kitap süslemeleri gibi... Bunların içinde başlangıçtan beri kitap süslemelerinin çok önemli bir yeri vardır. Bu sanat dalına verilen önem, kitaba verilen önemden dolayıdır. Kitap süslemeleri özellikle din kitaplarında kullanılmıştır. Allah’ın kelamını, peygamberin hadislerini süslemeleriyle tamamladığı için tezhip; Türk Süsleme Sanatı’nda en saygın sanat olarak kabul edilir. Çok eskilerde, İslamda resim yapmak “Allah’a rakip olmak” gibi değerlndirildiği için günah sayılırdı. Bu yüzden tezhipte kullanılançiçek ve hayvan motifleri stilize edilerek kullanılmıştır. Motiflerdeki desenler, ilk başta kesinlikle anlaşılamayacak kadar değiştirilmiştir. Minyatür sanatında da sırf bu yüzden perspektif kullanılmamış, insan yüzleri aslından farklı olarak çizilmiştir. Günümüzde bu tamamen değişmiş, çizimler, motifler daha rahatlamıştır ama yine de hiçbir sanatçı peygamberin yüzünü çizmemiş, bundan kaçınmıştır. * * * birlikte el yazma kitaplarda görülmeye başlanan tezhip, geçirdiği yüzyıllar içinde gelişmeler göstermiş ve en mükemmel gelişme XV. Yüzyılda Fatih Sultan Mehmet döneminde başlamıştır. Elimdeki en eski tezhip örneği IX. yüzyıla ait. Bursa İnebey Medresesi. Küfi yazı ile, parşömen üzerine yazılmış. ait, yine Bursa İnebey Medresesi. Altın üzerine yazılmış ve tezhiplenmiş bir çok eskitarihi bilinmiyor bir eser. Bursa İnebey Medresesi. XIII. yüzyıla ait bir Selçuklu Tezhibi. Farsça yazılmış. Süleymaniye Kütüphanesi, Ayasofya Bölümü. XIV. yüzyıl. Süleymaniye Kütüphanesi. Fatih Bölümü. Osmanlı Tezhibi. XV. yüzyılda, Fatih Sultan Mehmet, Topkapı Sarayı’nda nakkaşhane kurarak bu sanatı her bakımdan desteklemiştir. “Bana xxxxx şölenini, xxxxx sünnetini resmet” diye buyruklar vererek, nakkaşları bir yerde tarihi resmetmeye mecbur kılmıştır. Nakkaşlar da buna güvenerek insan yüzlerini yavaş yavaş aslına benzetmeye başlamışlardır. İşte bu serbestlik içinde çalışan nakkaşların ortaya çıkardığı eserlerle dönem, Türk Süsleme Sanatı’nın güzel çağlarının başlamasına sebep olur. XVI. yüzyılda, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yüzyılın en güzel, en olgun örnekleri verilir. XVII. yüzyılda tezhip sanatı Klasik Dönem herhangi bir yenilik göstermeden, parlak bir şekilde devam eder. Sarayın içindeki nakkaşhaneden başka, sarayın dışında da bir çok dükkanda nakkaşlar yetişir ve bu sanatla uğraşmaya başlarlar. XVIII. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu’nun batı ile olan sıkı ilişkileri, Osmanlı’nın sanatını da etkiler. Elçilerin sık sık Avrupa ülkelerine yaptıkları ziyaretler, geldiklerinde anlattıkları ile ortaya yeni bir üslup çıkar. Bu üsluba “Rokoko Sanatı” denir. XIX. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğunda görülen durgunluk ve gerileme, sanatçıları da etkiler. Hat ve Tezhip sanatı en parlak dönemlerini geride bırakır. Dükkanlar, nakkaşlar azalmaya başlar. XX. yüzyılda tezhiple uğraşanlar yok denecek kadar azalır. Not/ Her yüzyılda tezhip sanatı gerek renkleri olsun, gerek motifleri olsun, özünü hiç bozmadan değişiklik göstermiştir. Eserlerdeki bu değişikliklere bakarak, tezhibin hangi yüzyıla ait olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Mesela; VIII. Ve IX. Yüzyıllarda motifler iri yapılırken, ve çok az renk kullanılırken, XI ve XII. Yüzyıllarda motifler küçülmeye, renkler biraz daha azalmaya, bunun yerine çokça altın kullanımı tercih edilmiştir. XVI. Ve XVII. Yüzyılda yapılan eserlerde çok bol altın kullanılmaz, zeminler siyah boyanmazdı. Ama XVIII. Yüzyıl eserlerinde siyah zemin kullanılmaya başlanmış, çiçek motifleri vazo, sepet içlerine yine stilize edilmiştir ama hangi çiçek olduğu tanınabilir TAMAMI BURDAN ALINTIDIRRRR
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir. Türk islam devletlerine ait mimari eserler LK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİNDE SANAT ESERLERİAyşe Bibi Türbesi Karahanlılar * Kervansaray ilk defa Karahanlılar zamanında inşa edilmiştir..Leşkeri Bazar Camii GaznelilerLeşkeri Bazar Sarayı Gazneliler * İlk medrese Nişabur’da Tuğrul Bey tarafından yaptırılmıştır. ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ ESERLERİKonya Sultan HanıAksarayHekimhan Konya Karatay Medresesi “İnce Minareli Medrese “Hunat Hatun Medresesi “ Yağıbasan Medresesi “ Mama Hatun Kümbeti “ BEYLİKLER DÖNEMİ ESERLERİErzurum Ulu Cami SaltuklularDivriği Ulu Cami MengüceklerMardin Ulu Cami Artuklular Karaman Hatuniye MedresesiKaramanoğulları Tokat Yağıbasan MedresesiDanişmendler Erzurum Yakutiye MedresesiSaltukoğulları ilk Türk-müslüman devletlerinde yaşam II. KÜLTÜR ve MEDENİYET 1 Mimarî Üzerinden tahrip edici bir çok istilâ ve yüz yıllar geçmesine rağmen ilk Türk-İslâm devletlerinin kurulduğu Türkistan, Harezm, Horasan, Afganistan, İran, Irak, Suriye, Azerbaycan, Anadolu ve Mısır’da rastlanan eserlerin büyük bölümü Türklere aittir. Türklerin İslâm mimârîsine kazandırdıkları en önemli ögelerden biri kubbedir. Kubbenin esin kaynağı Türk göçebe çadırıdır. Bu özellik, X. yy. da Karahanlıların egemen olduğu topraklarda yapılan ilk Türk camilerinden başlayarak bütün İslâm dünyasında görülür. Ancak, İran Kültürünün Fars, Acem etkisinde kalan Gaznelilerin yaptıkları camiler İran üslûbu taşır. Kubbe, Karahanlılardan Selçuklu, onlardan da Osmanlılara geçmiştir. Kubbenin mimârî eserlere en iyi uygulanması Osmanlılar zamanında olmuştur. Kubbe, Hindistan’a Türkler aracılığıyla geçmiştir. Kemer de, Karahanlı mimarîsinin temel unsurlarından biridir. Selçuklular eliyle Osmanlılara geçmiştir. Türk minaresi de Arap minaresinden ayrılır. Türk minaresi, islâmdan önceki Orta Asya mimârîsinde kale ve surların dört köşesinde bulunan kulelerden ortaya çıkmıştır. Selçuklu döneminde yapılan Kervansaray, cami, türbe, medrese giriş ve kapı süslemelerinin her biri sanat şahaseri kabûl edilir. Isfahan’daki İran Mescid-i Cuma 1080, Zevare’deki İran Mescid-i Cuma1136 ve Ardistan’dakiİran Mescid-i Cuma’nın1160 Türk mimarlık târihinde önemli yerleri vardır; İran, Orta Asya ve Anadolu’da çok sayıda yapıya örnek oluşturmuşlardır. Büyük Selçukluların İslâm mimarîsine kazandırdıkları öğretim kurumları medreselerde yöneticiler yetişmiştir. Nizâmiye adıyla anılan bu medreselerin en önemlisi Bağdat’ta inşa edilmiştir. Zaman içinde Moğol istilâlarıyla ortadan kalkan bu medreselerin yalnızca İran’ın Hargird ve Rey şehrindekiler bir ölçüde bilinmektedir. 1087’de yapıldığı sanılan Hargird medresesi’nde kare plânlı avlu çevresinde dört eyvan bulunduğu saptanmıştır. Diğer Nizâmiye medreselerinin de aynı şemada olduğu sanılmaktadır. Anadolu’da Büyük Selçuklulara bağlanan medrese yoktur. Türk mimarîsinde eyvanlı medresenin ilk örneğine Karahanlılarda rastlanır. Selçuklu sultanları, eşleri, vezirleri ve dönemin önde gelenleri için yaptırılan türbe ve kümbetlerin gelişimi Karahanlı ve Gazneli yapılarına bağlanır. Türkistan’daki Arapata Türbesi978, Karahanlılardan kalan en eski eserdir. Büyük Selçuklu döneminin ilk örnekleri arasında Eberkuh’taki sekizgen göv**** ve kubbeli Kümbetiali1056 gösterilebilir. İran’daki Büyük Selçuklu kümbetleri tuğladan olmasına rağmen, bu, taştandır. En eski örneklerine Karahanlılarda rastladığımız ve Gaznelilerin de yaptığı kervansaray, Büyük Selçuklularda anıtsal boyuta ulaşmıştır. Büyük Selçuklulardan günümüze gelmiş saray yoktur. Büyük Selçuklu dönemi yapılarında, birbirini kesen sekizgenlerden oluşan dörtlü düğümler, altıgenlerin kesişmesinden oluşan geometrik motifler, kûfî ve nesih yazılar, yalancı mermer süslemeler yaygın olarak kullanılmıştır. 2 Çinicilik Süsleme ögesi olan Türk çiniciliğinin târihi Uygurlara kadar gider. Orta Asya’da yapılan kazılar ve târihi araştırmalarla Uygur dönemi çiniciliği ile Selçuklu dönemi çiniciliği arasında şekil, desen ve üslûp bakımından büyük benzerlikler olduğu kanıtlanmıştır. Selçuklular, çini sanatını, Karahanlılar aracılığıyla Uygurlardan almıştır. İran’daki Büyük Selçuklu eserlerinde bulunan çini süslemeler Moğol istilâsı sırasında yok olduğundan günümüze çok azı gelebilmiştir. Çini sanatının, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun parçalanmasıyla ortaya çıkan devletlerde de sürdüğü ve özellikle Anadolu Selçukluları döneminde zirveye çıktığı görülmektedir. 3 Halıcılık Halı, dünya uygarlığına Türklerin hediyesidir. Doğu Türkistan’da yapılan kazılarda ele geçen Türk halılarına ait parçalar, bu gün Londra ve Berlin müzelerinde saklanmaktadır. Bunların içinde motiflerinin zenginliği ile Pazırık halısı dikkat çeker; Hunlardan kalmadır. Halı sanatı, XI. yy. dan itibâren Büyük Selçuklular eliyle Orta Asya’dan batıya doğru yayılmıştır. 4 Ayrıca, ilk Türk-İslâm devletlerinde hat, tezhip, minyatür alanlarında da önemli eserler meydana getirilmiştir. 1 Medreselerin kuruluşu X. yy. a dayanmakla birlikte, ileri seviyede ve teşkilâtlanmış ilk büyük medrese, İran’ın Nişapur şehrinde Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey 1038-1063 tarafından açılmıştır. Fakat medreselerin İslâm dünyasının dört bir yanına yayılması ve öğretiminin devlet himayesine alınarak resmîleşmesi Alp Arslan Dönemi’nde 1063-1072 olmuştur. Vezir Nizamülmülk’ün kurduğu Nizâmîye Medresesi 1066’da Bağdat’ta açılmıştır; kimi araştırmacı dünyanın ilk üniversitesi sayar. Medreseler, çoğunlukla, mescit, hamam, yatakhâne, kütüphâne, ve imârethâne aş evi gibi yapılar topluluğunu içerisine alan bir külliye şeklinde inşa edilmiştir. 2 Sultan Melikşah 1072-1092 tarafından Isfahan ve Bağdat’ta kurulan rasathânelerde şair ve matematikçi Ömer Hayyam ile Muzaffer İsfizarî çalışmış, mâlî sorunların çözümü için hazırlamışlardır. Bu takvim, bu gün kullandığımız Gregoryan Takvimi’nin düzenlendiği ilk şeklinden daha hassastır. TÜRK-İSLÂM BİLİM ADAMLARI 1 Farabî 870-950 Türkistan’ın Farab Karaçuk şehrinde doğmuştur. Helenistik çağı Yunan filozoflarının düşüncelerini en iyi şekilde açıklayarak İslâm düşünce hayatının gelişmesine büyük hizmetlerde bulunmuştur. Ayrıca, matematik, fizik, mantık, psikoloji, politika ve astronomi alanlarında çalışmalar yapmış, 160 dolayında kitap ve makale yazmıştır. Eserlerinin çoğu, Lâtinceye çevrilerek uzun yıllar Avrupa üniversitelerinde okutulmuştur. 2 Birûnî 973-1051 Gazneli Mahmut’un sarayında yaşamış olan Birûnî, matematik dalında ün yapmıştır. 110 civarında eser yazmıştır. Bilimin ilerleyebilmesi için, bilim adamının özgürce düşünebilmesinin şart olduğunu savunmuştur. Geometri, fizik ve coğrafya dallarında da eserleri vardır. 3 İbn Sinâ 980-1037 Maveraünnehir Bölgesi’nde yetişen İbn Sinâ, fizik, biyoloji, mantık, felsefe, ve ahlâk dallarında 200 dolayında eser yazmıştır. Asıl ününü tıp ve felsefe alanında yapmıştır. Felsefe bilgisinin temeli’ni Farabî’den almıştır. “Kanun” adlı tıp kitabı dünyaca ünlüdür. Hipokrat’tan sonra Tıbbın ikinci babası sayılır. Beyin üzerine araştırmalar yapmış, kan dolaşımını incelemiş, ilâçlar yapmıştır. Batı’da Avicenna adıyla tanınan bu büyük bilim adamının eserleri bir çok Batı diline çevrilmiş, ve uzun süre Batı üniversitelerinde okutulmuştur. 4 X. yy da yaşamış olan Abdullah Baranî trigonometri biliminin kurucularından biri olarak tanınır. İbn Türk Celî matematik alanında büyük bir bilgindir. Yine X. yy da yaşayan filozof ve matematikçi Harezmî’nin şerh kitabı, “Alkharismus” adıyla Batı dillerine çevrilmiştir. “Kitabü’l-Cebr ve’l mukabele” adlı eseri de Batı’da “Algebre” adıyla ünlü olmuştur. Zamahşerî ise, Keşşaf adlı eseriyle tefsir alanında tanındığı gibi, Mukaddimetü’l-Edeb” adlı bir gramer kitabı da yazmıştır. Sanat ve mimarlık alanlarında da Türk-İslâm devletleri zamanında büyük gelişme görülmektedir. Türk-İslâm kültürü ve sosyal hayatına uygun olarak gelişen mimarlığın en önemli örnekleri cami, medrese, kervansaray, imaret, darüşşifa hastane İlk Türk-İslâm mimarî örneği, Tolunoğlu Ahmed tarafından Kahire'de yaptırılan Tuluniye Camisi'dir ve bugün dahi varlığını korumaktadır. Türkler tarafından geliştirilen kubbe, kemer ve sütun biçimleri, Orta Asya yaşantısı ve çadır kültürünün, İslâm mimarîsine yansıtıldığı yeni bir mimarî üslûbu getirmiştir. Özellikle tekke, kümbet, cami ve medrese gibi yapılarda, Türk mimarî üslûbunun eşsiz örnekleri görülür. Yazı, cilt, çini, minyatür sanatları ile seramik, dokumacılık, taş ve maden işçiliği vb. alanlarda Türkler eşsiz örnekler vermişlerdir. İslâmî anlayışa uygun düşmemekle beraber heykel ve kabartma sanatını devam ettirmişlerdir. Örneğin birçok yapıda hayvan figürleri kullanılmış, Sultan Tuğrul bastırdığı madalyona kabartma resmini koydurmuştur. Müzik alanında da Türkler yenilikler getirmişlerdir. Farabî müzik üzerine iki eser yazmış ve bunlar dünya müzik tarihine geçmiştir. Eserinde ses ve müziğin fizik temellerini inceleyerek, ses perdesinin özelliklerini ilk defa ortaya koymuştur. Saraylardaki nevbet bando, Osmanlı askerî mehterine örnek olmuştur. Ayrıca bazı tarikatlerin yaptıkları dinî müzik ve rakslar, Türk tasavvuf musikisinin ve semahların özünü oluşturmuştur.
Bizans'tan kalan son eserler Topkapı Sarayı kapısından başlayarak Haliç'e, buradan Yedikule'ye ve tekrar Topkapı Sarayı'na dolanan duvarların kapıları şöyledirTopkapı Saray Kapısı, Ahırkapı, Küçükayasofya Kapısı, Bukalonkapı, Balıkhane Kapısı, Mangana Kapısı, Gülhane Kapısı, Kadırga Kapısı, Çatladıkapı, Kumkapı, Yenikapı, Samatya Kapısı, Narlı Kapısı,Yedikulekapı, Belgradkapı, Silivrikapı, Mevlanakapı, Topkapı, Edirnekapı, Eğrikapı, Ayvansaray Kapısı, Atikmustafa Kapısı, Balat Kapısı, Fener Kapısı, Yeniayakapı, Ayakapı, Cibali Kapısı, Unkapanı Kapısı, Ayazma Kapısı, Odun Kapısı, Balık Pazarı Kapısı, Yenicami Kapısı, Bahçe Kapısı, Avcılar Kapısı, İmparator Kapısı, Zindan Kapısı, Sirkecikapı, Yalıköşküİstanbul surlarında 50 kapı ve 300 burç vardır ve bir kısmı kaybolmuştur. Dış kent Galata tarafındaki surların da kapıları vardı Kurşunlumahzen, Karaköy, Balıkpazarı, Yağkapanı, Kürkçükapı, Azapkapı.
Yerleşme ve Devletleşme Sürecinde Selçuklu Türkiyesi 12,658 okunma İçindekiler1 Anadolu’da İlk Türk-İslam Mimari İlk Beylikler Dönemi Anadolu Selçukluları Dönemi Kümbetleri Anadolu’da İlk Türk-İslam Mimari Eserleri 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi sonrası Anadolu’ya yoğun olarak gelen Türkler, beraberlerinde zengin bir Türk-İslam kültürünü getirdiler. Anadolu’yu bayındır hale getirirken Türk-İslam kültürünün en güzel örnekleriyle Küçük Asya’yı mamur kıldılar. Anadolu’da yapılan bu ilk imar hareketleri 3 dönemde gerçekleşti. Bunlar; 1. Beylikler Dönemi, Türkiye Selçukluları Dönemi ve 2. Beylikler Dönemidir. Anadolu’da İlk Türk Beylikleri Dönemi Mimari Eserleri için tıklayınız. Anadolu Selçuklu Dönemi Mimari Eserleri için tıklayınız. Anadolu Selçuklu Dönemi Medreseleri için tıklayınız. Türk-İslam mimarisinin en güzel örneklerinden biri de kümbet ve türbelerdir. Silindirik, çokgen gövdeli, konik veya piramit çatılı olanlarına Kümbet, dört duvarının üzeri kubbe ile örtülü olanlarına Türbe denir. İlk Beylikler Dönemi Kümbetleri Divriği Sitte Melik – 1228 Erzurum Emir Saltuk – 12. yüzyılın sonlarında yaptırıldığı kabul edilir Kayseri Melik Danişment Gazi Erzincan – Tercan Mama Hatun kümbetleri Anadolu Selçukluları Dönemi Kümbetleri Konya II. Kılıçarslan Kümbeti Kayseri Döner Kümbet Kırşehir Cacabey Kümbeti Ahlat Ulu Kümbet Niğde Hüdavend Hatun Kümbeti Tavsiye Konular Haçlılar Karşısında Türkler Haçlı Seferleri İslam dünyasını hedef mücadeleye girişen ilk devlet, Türkiye Selçukluları olmuştur İçindekiler1 Haçlı …
Selim ONAT / selimonat Haber Giriş 24 Ocak 2018 - 0900 24 Ocak 2018 - 0916Osmanlı 600 yıl boyunca hüküm sürerken, hâkim olduğu coğrafyayı sayısız mimari eserle donattı. Jürimiz bu hafta başta Mimar Sinan’ın eserleri olmak üzere Türkiye’deki cami, medrese, saray, köprü, çeşme, hamam, çarşı, konak, darüşşifa ve kervansaraylar arasında Osmanlı imzasını taşıyan en güzel ve mutlaka görülmesi gereken eserleri 600 yıl boyunca hüküm sürerken, hâkim olduğu coğrafyayı sayısız mimari eserle donattı. Jürimiz bu hafta başta Mimar Sinan’ın eserleri olmak üzere Türkiye’deki cami, medrese, saray, köprü, çeşme, hamam, çarşı, konak, darüşşifa ve kervansaraylar arasında Osmanlı imzasını taşıyan en güzel ve mutlaka görülmesi gereken eserleri seçti. Fotoğraflar Alamy2TARİHÇİ, REHBER, TÜRKOLOG, SEYAHAT YAZARI, TV PROGRAMCISI, FOTOĞRAFÇI VE GAZETECİLERDEN OLUŞAN BÜYÜK JÜRİ SEÇTİ Prof. Dr. İlber Ortaylı - Tarihçi Ertuğrul Günay - Eski Kültür ve Turizm BakanıAhmet Zeki Apalı - TUREB BaşkanıSaffet Emre Tonguç - Hürriyet Seyahat yazarıSebati Karakurt – Hürriyet Fotoğraf Editörü3Bahar Akıncı - Hürriyet yazarıSerhan Güngör - RehberSinan Kunter - TV programcısı, gazeteciFatoş Güngör - RehberAli Canip Olgunlu - Türkolog 410- Batı ve Osmanlı tarzı HÜKÜMET KONAĞI / KASTAMONU Mimar Vedat Tek tarafından yapılan iki katlı olarak batı klasizmi ve Osmanlı oryantalizminin bir sentezi olarak farklı bir yere sahip. Kentin sembolü haline gelen yapı 116 yıldır aynı işlevde görevini sürdürüyor. 5Anıtsal bir kamu binası olan konak için İlber Ortaylı, “19. yy’da mimari açıdan yapılan en önemli eserlerden biri. Bursa ve İzmir’deki hükümet konakları da çok önemli” diye Yeşilırmak’ın kenarında SULTAN II. BAYEZİD KÜLLİYESİ / AMASYA Fatih’in oğlu Sultan Bayezid’in şehzadeliğini geçirdiği Amasya’ya 1486’da bir hediye olarak inşa ettirdiği külliye görkemli bir taç kapıya kıyısında geniş bir alana yayılan külliye yan mekânlı cami, medrese, imaret ve şadırvandan bahçesinde 500 yıllık anıt ağaçlar da mekânla beraber zamana meydan Hamam sefası HÜRREM SULTAN HAMAMI / İSTANBUL Osmanlı kültüründe önemli bir yere sahip olan hamamların en iyi korunmuşu ve aynı zamanda Mimar Sinan’ın bir eseri olması açısından bu listede olmazsa ve erkek bölümünü birbirine simetri olarak tasarlanan hamam 1557’de hizmete İstanbul günlerinde Sultanahmet’te yer alan mekâna gidip hamam sefası yapmanın da tam zamanı!127- Masmavi çiniler SULTAN AHMET CAMİİ / İSTANBUL Osmanlı padişahı I. Ahmet’in Ayasofya’nın tam karşısına yaptırdığı cami heybeti ve içerisindeki Türk çini işçiliğinin en önemli eserleriyle adeta Ayasofya’ya meydan okuyor. 13260 pencereyle donatılan caminin en önemli özelliği ağırlıkla mavi renkte olan 20 bini aşkın İznik çinisiyle süslenmiş Bu nedenle Türkiye’nin ilk altı minareli cami olan yapıya Avrupalılar “Mavi cami” Blue Mosque Eşsiz detaylar ULU CAMİ / BURSA Yıldırım Beyazıd’ın 1399’da Mimar Ali Neccar’a yaptırdığı şaheser Evliya Çelebi’nin ifadesiyle Bursa’nın Ayasofyası’dır. 16Avrupa’da dünyanın düz sanıldığı 14. yy’da caminin minberine işlenen güneş sisteminin kusursuz kabartmaları hayret yapının ortasındaki şadırvan, dev 87 duvar yazısı ve Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi’nden dönerken getirttiği Kâbe örtüsünün de burada olması bu camii eşsiz Ticaretin kalbi KAPALIÇARŞI / İSTANBUL Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un ticaretini canlandırmak için 1461’de yaptırdığı çarşı bugün bile kentin ticaret merkezlerinin başında havası, sayısız mücevher, el dokuma halılar, turistik eşyalar ve nicesiyle 3 bin 600 dükkâna sahip. 20Yılda ortalama 90 milyon ziyaretçinin geldiği Kapalıçarşı İstanbul’a gelen turistlerin ilk uğranılacak yerler listesinde başı çekiyor. 214- Sınırdaki simge İSHAK PAŞA SARAYI / AĞRI 18. yy sonlarında yapılan eser Osmanlı, Selçuklu ve Fars mimarisinin bir sentezi olarak karşımıza Güngör, “İmparatorluğun doğu sınırında bir simge gibi yükseliyor” yorumunu yapıyor. 23Kesme taştan yapılan sarayın doğu kısmında Selçuklu mimarisini yansıtan süsleme ve kabartmalar da eseri zenginleştiriyor. Karlarla kaplı Ağrı Dağı’yla birlikte eşsiz fotoğraflar çekme imkânı Şehre hâkim SÜLEYMANİYE CAMİİ / İSTANBUL Mimar Sinan’ın 1557’de tamamladığı cami Haliç ve Boğaz tarafından bakıldığında tüm şehre hâkim olmasıyla Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’a attığı imza olarak duruyor. 25Külliye cami, medrese, kütüphane, hastane, hamam, imaret, hazire ve dükkânlardan oluşuyor. 26 Bahar Akıncı, “Klasik Osmanlı mimarisinin en önemli örneklerinden biri olan Süleymaniye, görkemi ve işçiliği ile İstanbul’a çok mu çok yakışıyor” yorumunu İmparatorluğun kalbi TOPKAPI SARAYI / İSTANBUL İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed’in inşa ettirdiği saray 400 yıl boyunca Osmanlı’nın dünyaya hükmettiği ve kalbinin attığı yerdi. 28700 bin metrekarelik alana yayılan komplekste sultanların özel eşyaları, paha biçilemeyen Kaşıkçı Elması, Kutsal Emanetler, Harem Dairesi ve silahlar görecekleriniz arasında. 29Ayrıca saray İstanbul’un dünyaca ünlü siluetini oluşturan en önemli yapıların başında yer Zirveye Sinan’ imzası SELİMİYE CAMİİ / EDİRNE /B> Osmanlı Sultanı II. Selim, 1575’te Osmanlı mimarisinin zirve noktası olan bu eşsiz camii çok sevdiği Edirne’ye yaptırdı. 31Mimar Sinan’ın “Ustalık eserim” dediği yapı insan zekâsının yaptığı en önemli mimari eserlerden biri olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Şehrin her noktasından görülen Selimiye’nin en önemli özelliğiyse daha önceki kubbeli yapılarda, asıl kubbe kademeli yarım kubbelerin üzerinde yükselirken bu cami tek bir kubbe ile Günay, “Mimar Sinan’ın başyapıtı Avrupa’dan Türkiye’ye gelenleri zarafetiyle karşılayan bir simge eser” diyor.
11 yüzyılda yapılan türk eserleri