ÇanakkaleTürküsünün millî birlik ve beraberliğimiz açısından önemi nedir? 116 kez görüntülendi 24, Ocak, 2021 Sosyal Bilgiler kategorisinde kemal 44 129 8 soruldu Halaçoğlu, Ahmet-Bülent Çukurova, “Tarih Eğitimi ve Öğretiminde Metotsuzluk”, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi, III.Sosyal Bilimler Eğitimi Kongresi, 18-19-20 Haziran 2007, Adana. (Aynı zamanda Oturum Başkanı) Halaçoğlu, Ahmet, “Türk Kültüründe Avşarlar Sempozyumu”, Bilim Kurulu Üyesi, 18 Ağustos 2007, Kayseri. DENİZLİ PAMUKKALE HABER. DTO'DAN DENİZLİ'YE! 02 Nisan 2019 Salı 09:54. Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, halkın Miraç Kandili’ni kutladı. Başta İslam alemi olmak üzere tüm insanlığa iyilik, güzellik ve hayırlar getirmesini diledi. DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan’ın Miraç Kandili mesajı 15 Temmuz Şehitlerini Anma, Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde düzenlenen 15 Temmuz Milli Birlik Yürüyüşünde on binlerce Çanakkaleli, Çanakkale Ruhuyla Milli Birlik için yürüdü. 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ/PDY terör örgütünün BAİBÜ Ailesi, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Nöbetinde Bir Araya Geldi 19 Temmuz 2022 “15 Temmuz Bağlamında Toplum Bütünlüğü Açısından Dini ve Milli Duyguların Önemi” Konferansı Gerçekleştirildi 19 Temmuz 2022; 15 Temmuz Şehitleri İçin Yasin-i Şerif Tilaveti ve Dua 19 Temmuz 2022; Beni Twitter’da takip et Fast Money. Konya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası SMMMO Başkanı Seyit Faruk Özselek, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü sebebiyle bir kutlama mesajı yayımladı. Özselek mesajında, Türk ve dünya tarihine damga vurmuş en önemli olaylar arasında yer alan Çanakkale Zaferinin, milli birlik ve beraberlik içinde verilen insanlık tarihinde eşine az rastlanır şanlı bir mücadelenin ve kahramanlığın destanı olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti "Milli mücadelenin ilk adımlarının atıldığı, milli birlik ve beraberlik duygularımızın harekete geçtiği Çanakkale zaferiyle milletimiz, kahramanlığını, cesaretini, azmini ve en önemlisi vatan sevgisini ortaya koymuştur. Milletimizin özgürlük ve vatan için gerektiğinde neleri feda edebileceğini gösterdiği, mazlumun zalime direnişinin sembolüdür. Çanakkale Savaşı'nda verilen mücadele, bir milletin kadını, erkeği, çocuğu genci ve yaşlısıyla varoluş mücadelesinin temelinin atıldığı, imanlarıyla, akıl ve kalpleri yeniden dirilmiş bir milletin evlatlarının zaferidir. Türk Milletinin birlik ve beraberliğinin en güçlü göstergesidir. Tarihten silinmek istenen bir milletin, içinde bulunduğu tüm zorluk ve imkânsızlıklara rağmen vatanını korumak için verdiği milli mücadelenin destanıdır. Çanakkale, kutsal vatanımızı ele geçirebilmek için yapılan hain planların çöktüğü, düşman donanmasının vatanımıza girişinin engellendiği, düşmana 'Çanakkale geçilmez' dedirtilen yerdir. Düşmanlarımız Türk Milletinin iman, inanç ve vatan sevgisiyle mücadelesi karşısında çaresiz kalmıştır. Ne yazık ki, bugün de geçmişteki emellerinden vazgeçmeyerek bölücü faaliyetlerine devam etmekte olan dış güçler, Afrin'de amaçlarına ulaşmayı hedeflemektedir. Zeytin Dalı Harekâtı'nda görev yapan, ülkemizin huzuru ve bekası için canlarını ortaya koyan Kahraman Türk Askerlerimizin Cenab-ı Allah yâr ve yardımcısı olsun diyor, görevlerinde başarılar diliyorum. Çanakkale Zaferinin 103'üncü yılında başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm komutanlarımızı, milli birlik ve beraberliğimiz için canını ortaya koyan kahraman askerlerimizi minnetle anıyor, şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet diliyorum." Anadolu Ajansı, DHA, İHA tarafından geçilen tüm Konya haberleri, bu bölümde editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Konya Haberleri alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır. Oluşturulma Tarihi Nisan 24, 2015 0948Çanakkale Cephesi o kadar önemlidir ki, dünya tarihini etkilemiştir ve bu savaş sırasında ortaya çıkan bir türkü yıllardır söylenmektedir. Peki, Çanakkale Türküsü ne zaman doğmuştur? Bu türkü Çanakkale savaşları başlamadan önce mi yoksa harp sırasında mı yakılmıştır? Aslında bize bu soruları sorduran elimizdeki bir mektuptur. İşte Çanakkale Türküsü'nün nasıl ortaya çıktığına dair bilgiler...Çanakkale türküsünün hikayesi bir mektuptan kaynak almaktadır. Bu mektuptan Emrullah Nutku’nun “Çanakkale Şanlı Tarihine Bir Bakış” adlı kitabında sahibi, kitabın yazarı Emrullah Nutku’nun kardeşi Seyfullah’tır. 1903 yılında doğan Seyfullah savaştan önceki dönemde Çanakkale Sultanisi adı verilen o dönemin lisesinde 1. sınıf öğrencisidir. Seyfullah’ın mektubu üzerinde 29 Eylül 1914 tarihi bulunmaktadır ve Çanakkale’den gönderdiği mektupta annesine Anneciğim,İki yıldır ayrı yaşadığımız bu hayat artık bitiyor. Sana ve aileme kavuşacağım için çok artık hastane olacağı için bizi İstanbul’daki okullara göndereceklermiş. Öğretmenlerimizin büyük kısmı da askere gidiyor, üst dönemlerdeki ağabeylerimiz ise gönüllü olarak askere gideceklermiş. Türkçe öğretmenimiz bugün sınıfa geldi ancak çok durmadı, o da bize veda etti. Giderken bize vakti geldiğinde vatana yapılan hizmetin okulda verilen hizmetten daha kutsal olduğunu savaş, dört mektup Çanakkale Kısa zaman önce sokaklardan askerler geçmeye başladı. “Çanakkale içinde Aynalı Çarşı, Anne ben gidiyom düşmana karşı” türküsünü söyleyerek yürüyorlar. Kimileri at sırtında kimileri develerle yol alıyorlar. Top arabaları ve mekkareler de onlara eşlik ediyor. Savaş çıkacağını söylediler. İngiliz ve Fransız gemilerinin boğazda dolaştığını duyduk. Gemiler buraları vuracakmış, ancak yakında İstanbul’a gideceğimiz için ben bunları göremeyeceğim. Oysa görmek isterdim. Sonunda size kavuşacağımı ve siz anneciğimin ellerinden öperim, kardeşlerime selam Mustafa Kemal, zaferle çıkacağı Çanakkale Savaşı'nda silah arkadaşlarıyla... 7 Eylül 1915; Soldan Birinci Binbaşı İzzeddin Çalışlar, ikinci Yüzbaşı Tevfik bıyıklıoğlu, üçüncü Yüzbaşı Cevdet, dördüncü Mustafa Kemal, Beşinci Doktor Yarbay Hüseyin, altıncı Yüzbaşı Saim, yedinci Yüzbaşı Neşet ÇopurÇANAKKALE TÜRKÜSÜÇanakkale İçindeÇanakkale İçinde Aynalı Çarsı,Ana Ben Gidiyom Düşmana Gençliğim İçinde Bir Uzun Selvi,Kimimiz Nişanlı Kimimiz Gençliğim Üstünü Duman Bürüdü,On Üçüncü Fırka Gençliğim İçinde Bir Dolu Testi,Analar Babalar Mektubu Gençliğim ÇANAKKALE ZAFERİ'NİN 100. YILINA ANLAMLI VİDEO ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ'NE HAVADA, KARADA, DENİZDE KLİP ÇEKTİLER ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ FARKLI YORUMLANDI Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mazhar Bağlı ,Enderun Vakfının düzenlediği Çanakkale'den Afrin'e Milli Birlik ve Beraberliğimiz konferansında konuştu. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mazhar Bağlı, Enderun Vakfının düzenlediği Çanakkale'den Afrin'e Milli Birlik ve Beraberliğimiz konferansında konuştu. Nevşehir'in en köklü eğitim ve hayır kurumu olan Enderûn Eğitim Vakfı Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mazhar Bağlı'yı ağırladı. Kur'an tilaveti ve açılış konuşmasının ardından söz Prof. Dr. Mazhar Bağlı'ya ya verildi. Mazhar Bağlı dünyada etnik olarak ayrıştırılmaya çalışılan ve başarıya ulaşmış ülkelerin şu an ki durumlarının analizini yaparak konuşmasına başladı. Pakistan ve Bangladeş örneğiyle konuşmasına devam eden Mazhar Bağlı geçtiğimiz ay ziyaret ettiği Arakan'dan örneklerle Türkiye'nin şu an içerisinde bulunduğu durumu ve Afrin operasyonunun öneminden bahsetti. Afrin ve bir önceki El Bab - Celabrus operasyonunun başarıya ulaşmasının en önemli sebeplerinden biri olarak da son 15 senede halk ve devlet arasındaki bütünleşmenin önemine dikkat çeken Mazhar Bağlı soru cevap faslının ardından konuşmasını sonlandırdı. Mazhar Bağlı'nın konuşmasının ardından şehitlerimiz için okunan hatim duasıyle birlikte program sonlandırıldı. Siz de Çanakkale Türküsü’nü araştırarak bu türküyü millî birlik ve beraberliğimiz açısından değerlendirip yazınız.a ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda mücadele ettiği cephelerden biri de Hicaz-Yemen Cephesi’dir. Anadolu’nun farklı yerlerinden Yemen’e giden askerlerin birçoğu burada şehit düşmüştür. Bu cephede yaşanan acılar ve kaybedilenlere duyulan özlem Yemen Türküsü’ne konu olmuştur. Havada bulut yok bu ne dumandır. Mahlede ölüm yok bu ne şivandır. Şu yemen elleri ne de yamandır. Adı Yemen’dir, gülü çimendir. Giden gelmiyor, acep nedendir?Öğrendiklerimi UyguluyorumSiz de Çanakkale Türküsü’nü araştırarak bu türküyü millî birlik ve beraberliğimiz açısından değerlendirip Çanakkale savaşı sırasında ortaya çıkmıştır. Bunu savaşta asker olan Emrullah Nutkunun annesine yazdığı mektuptan anlıyoruz. Mektupta Nutku annesine şöyle diyor “Birkaç günden beri Çanakkale sokaklarından askerler geçiyor. “Çanakkale içinde Aynalı çarşı, Anne ben gidiyorum düşmana karşı” şarkısını söylüyorlar. At üstünde zabitler, top arabaları, mekkare ve deve kervanları sokağımızı doldurdu. Harp olacakmış. İngiliz ve Fransız harp filoları boğazın dışında dolaşıyormuş. Buraları bombardıman edeceklermiş. Bu bombardımanı görmek isterdim, ama yakında Çanakkale’den ayrılacağız. Ama size kavuşacağım ben.” Bu cümlelerden anladığımız kadarıyla türkü cephede savaş sırasında yazılmış ve dilden dile ulaşmış. Türkü savaşta şehit olan askerlerin anısına yazılmış. Zaten Çanakkale savaşı sırasında pek çok şiir yazılmış ve bestelenmiştir. Bu şiirler edebiyatımızda harp edebiyatı adı altında Sınıf Ata Yayınları Sosyal Bilgiler Ders Kitabı Sayfa 55 Cevabı ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz. ☺️ BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER! Milli bayramlarımızın ülkemizin birlik ve beraberliği açısından önemi nedir Milli bayramlarımızın ülkemizin birlik ve beraberliği açısından önemi nedir Milli ve dini bayramlar; toplumların fertlerinin birbirlerine sevgi ve saygı ile yaklaşma, yardımlaşma, birbirlerinin gönlünü alma ve yakınlaşma, mutluluk ve sevgi huzuru dolu dolu yaşama günlerdir. Ramazan ayı, manevi duyguların, Allah’a yaklaşma duygularının en yüksek ve insanlık duygularının en yoğun olduğu önemli aylardan birisidir. Müslüman olan toplumlar ve insanlar, İslam dini ve Müslümanlık ilkeleri doğrultusunda, Ramazan ayında sağlığı sıhhati yerinde olanlar, bir ay kendilerine farz kılınmış oruçlarını tuttular, zekat ve fitrelerini vererek görev ve sorumluluklarını yerine getirdiler. Böylece Ramazan Bayramını eriştik ve kutluyoruz. Bayram, sevinç ve neşe günü demektir. Öteden beri her milletin birçok millî günleri, milli bayramları ve dini bayramları vardır, her toplum bu bayramlarını kutlarlar. Ramazan Bayramı inananlar üzerinde çok müspet tesirler meydana getirir, dini duygularını kuvvetlendirir. İnsanlara yeni bir heyecan ve çalışma zevki kazandırır. Diğer zamanlarda insanların gözüne benlik, çok kar etmek, çok çıkarcı ve acımasız olmak, fakir ve fukaranın halini bilip anlamamak, insanlara kırmak zarar vermek… gibi olumsuz duygu ve davranışlar Ramazan ayında ve bu ayın sonunda kutlanan Ramazan bayramında azalır yok olur. Toplumu birlik beraberlik kardeşlik ve dayanışma içinde tutan, saygı ve sevgi temelinde insanları birleştiren önemli günlerdir bayramlar. Bayramların, millî ve dinî duyguların, inanışların pekişmesi, taze ve canlı tutulması fonksiyonu yanında, toplumun birlik ve beraberliğini sağlamada ve bunun bireylerin bilincinde yer etmesinde de büyük önemi vardır. Milli bayramlar Ulus olma, beraber aynı kaderi aynı tasayı aynı kıvancı yaşama gücünü kuvvetlendirir. Dini bayramlarımız da aynı dini inanan insanların yani Türk milletinde Müslümanların birlik beraberlik günleri, kardeşliğin, çıkarsız saygı ve sevginin yaşandığı günlerdir. Gerçekten dinî bayramlar, insanlar arasında kaynaşmanın, dostlukları ve ahbaplıkları ilerletmenin bir yolu olarak belli bir öneme sahip oldukları gibi, dinî his ve şuurun sosyal hayatta tazelenmesinin de bir vesilesidir. Bayramlar, sosyal dayanışma ve barış şuurunun fertlere kuvvetle hâkim olduğu günlerdir. Dargınların kucaklaşması, aralarında kin, nefret bulunan kabile, aile ve şahısların, düşmanlık ve husûmet duygularının sevgiye dönüşmesi, küçüklerin büyüklere saygı, büyüklerin küçüklere sevgi göstermesi, hastaların ziyaret edilmesi, verilecek küçük hediyelerle çocukların gönüllerinin alınması, hısım ve akrabanın bir kere daha yeniden kaynaşması, genellikle bayram günlerinde mümkün olmaktadır. Bayramları nasıl geçirmeliyiz? Her iki bayram da bayram namazı ile başlar. Bu günümüzde yapacağımız ilk iş namaz kılmamızdır… Her kim böyle yaparsa, şüphesiz bizim sünnetimize uygun iş yapmış olur.” Bayram namazı, biri Ramazan Bayramında, diğeri Kurban Bayramında olmak üzere yılda iki defa kılınan iki rekatlık bir namazdır. Bayram namazı vaciptir. Bayram namazına, mükellef olmayan küçük çocuklarımızı da getirmeli ve onlara da bu manevî havayı teneffüs ettirmeliyiz. İslâm dini her konuda orta yolu emir ve tavsiye eder, uçlardan kaçınmayı ve aşırılıktan kaçınmayı tavsiye eder. Anne ve babaya yakışan, bayramları aile ve çevresindekilerle neşe ve zevk içerisinde geçirmeyi gerçekleştirmeye çalışmaktır. İnanmış, Allah’a gönül vermiş insanlar bencil olmaz. Sadece kendisinin ve yakınlarının sağlık ve mutluluğunu değil, bütün Müslüman kardeşlerininkini de düşünür. Bu konuda çaba sarf eder ve dua eder. Merhamet, insan kalbinin merhemidir. Ama, sevgi ve saygı duygusundan uzak kimseler, katı yürekli olmanın yolunu tutmuşlar demektir. Bu duruma düşenler derhal bundan kurtuluş çarelerini aramaya koyulmalıdırlar. Bayram günleri barış ve sevinç günleridir. Dargınlık dinen yasaktır. Elbette bir arada yaşayan aile ve toplum fertleri arasında anlaşmazlıklar, sürtüşme ve tartışmalar olabilir. Bu gayet normaldir. Ama bunları dargınlık safhasına vardırmamak gerekir. Bilhassa akrabalar ziyaret bağı ile aradaki bağlarını kuvvetlendirmelidirler. Hz. Peygamber, müminlerin üç günden fazla dargın durmalarının uygun olmadığını belirterek şöyle buyurmuşlardır. Akraba ve komşulara iyilik etmek ve onlarla iyi geçinmek Kur’an-ı Kerim’in tavsiyesidir. Bayramlar, inananlar üzerinde çok müspet tesirler meydana getirir, dini şuur ve duygularını kuvvetlendirir. İnsanlara yeni bir heyecan ve çalışma zevki kazandırır. Bayramların, millî ve dinî duyguların, inanışların pekişmesi, taze ve canlı tutulması fonksiyonu yanında, toplumun birlik ve beraberliğini sağlamada ve bunun bireylerin bilincinde yer etmesinde de büyük önemi vardır. Gerçekten dinî bayramlar, insanlar arasında kaynaşmanın, dostlukları ve ahbaplıkları ilerletmenin bir yolu olarak belli bir öneme sahip oldukları gibi, dini his ve şuurun sosyal hayatta tazelenmesinin de bir vesilesidir. Bayramlar, sosyal dayanışma ve barış şu urunun fertlere kuvvetle hâkim olduğu günlerdir. Dargınların kucaklaşması, aralarında kin, nefret bulunan kabile, aile ve şahısların, düşmanlık ve husûmet duygularının sevgiye dönüşmesi, küçüklerin büyüklere saygı, büyüklerin küçüklere sevgi göstermesi, hastaların ziyaret edilmesi, verilecek küçük hediyelerle çocukların gönüllerinin alınması, hısım ve akrabanın bir kere daha yeniden kaynaşması, genellikle bayram günlerinde mümkün olmaktadır. Bayram günleri, sevinç günleridir. Bu günlerde sevinçli ve güler yüzlü olmak tavsiye edilmiştir. Bayram günleri toplum şuuru bütünleşir. Toplum fertleri birbirleriyle sevişip kaynaşır. Hayatın bitmek tükenmek bilmeyen sıkıntıları içinde bunalan, bitkin ve yorgun hâle gelen insanları bayramlar dinçleştirir ve çalışma azimlerini artırır. Bu günlerde akraba ve komşularımızla olan ilişkilerimiz kuvvetlenir, birlik ve kardeşliğimiz güçlenir. Orucunu tutamayan sağlığı müsaade etmeyen kardeşlerimizi dışlamamalıyız. Orucunu tutan ve tutamayan kardeşlerimizi de kucaklamalıyız, birlik ve beraberlik içinde bayramımızı kutlamalıyız. Bayram sabahı camilerimizi dolduran Müslümanların hep birlikte ve içtenlikle Yüce Allah’a yönelmeleri, O’ndan af ve bağış dilemeleri ayrı bir önem taşır. Çünkü böyle bir amaçla bir araya gelen, aynı iman ve heyecanı taşıyan toplulukları Yüce Allah’ın rahmeti kuşatır ve onları affeder. Bayram günlerinde annemizin babamızın ellerini öpüp hayır dualarını almalıyız. Dinimizde Allah’a ibadetten sonra anne ve babaya saygı ve iyilik emredilmiş, onlara karşı “öf” bile demek yasaklanmıştır. Akraba ve komşularla tebrikleşerek, karşılıklı sevgi ve saygı duyguları aktarılmalı, karşılaştığımız herkesle selamlaşarak tebrikleşmeliyiz. Tanıdıklarımızı ziyaret ederek hatırlarını sormalı ve gönüllerini almalıyız. Hastanelerde ve evlerde yatan hastaları ziyaret etmeli, şifa dileklerimizi sunmalıyız. Yetimlerin ve kimsesiz çocukların başını okşamalı, onlara anne ve baba gibi davranmalıyız. Çevremizdeki yoksullara ve bakıma muhtaç çocuklara yardım ellerimizi uzatmalı, onların da bayram sevinci yaşamalarını sağlamalıyız. Bizden hayır dua bekleyen ölülerimizin mezarlarına giderek onlara dua etmeli, ruhları için hayır ve hasenatta bulunmalıyız. Tanıdıklarımızdan dargın olanları barıştırmaya çalışmalı ve aralarını bulmalıyız. Çocuklara hediyeler dağıtmalı ve onları sevindirmeliyiz. Her zaman olduğu gibi bayram günlerinde de,İslamın emrettiği şekilde, çevremizdeki insanlara iyi davranmalı, insanlara incitici ve zarar verici davranışlardan sakınmalıyız. Sevinçlerimizi tüm bayramlarda "Bayram Sevinci" ile yaşadık. Gün oldu aradık böylesi günleri "Nerede o eski bayramlar" dedik. Bazen zamanı gösterdiler, bazen yaşamın ta kendisini. Neşe ve sevincin bir tür ete kemiğe büründüğü günlerdir bayramlarımız. Bayramlarımız yaşantımızda hep oldular ve sonsuza kadar bundan sonrada hep olacaklardır. Toplumsallaşma sürecinde doğayı,dini ve kutsalı keşfeden insanoğlunun tarihi ile özdeş, köklü bir geçmişi var bayramlarımızın. Farklı bir zaman kavramına geçiyor insanoğlu. Sanayileşme, ilerleme, gelişme, globalleşme, küreselleşme derken çizgisel yaşanan bir zaman kavramına geçtik. Hızla tükettiğimiz zamanı geri dönülmez bir şey olarak algılıyoruz artık. Döngüsel yaşanan bir zaman kavramının anlamı kalmadı gibi. İşte geleneğin ya da bayramların önemi burada. "Nerede o eski Bayramlar" derken bu hızlı değişime bir tür tepkimizi dile getiriyoruz aslında! Son yıllarda eş dost hatırlanması ziyareti yapılması, sevgi ve saygının yaşanması gereken bayram günlerinde beş yıldızlı otellerde tatil yapma zamanı fırsatı olarak değerlendirilmesi de düşündürücü değimlidir. Bayramın gerçek amacından sapma saptırılma değimlidir iyi düşünmek her zaman her şeyi, "tüm iyi şeyleri" bile geri getirmiyor. Gelenek, içinde yaşarken farkında olmadıklarımızı bize hatırlatıyor. Bayramlarla belleklerimizi tazelerken, sürdürüyoruz aslında geleneği. Ne kadar teknoloji gelişse de,teknolojinin sağladığı olanakları da kullanarak, yaşadığımız eski ananelerimizi, dini ve milli bayramlarımızın verdiği şevk ve heyecanı, bayramlarımızı dolu dolu yaşamayı, sevgi ve saygı anlayışımızı, sürekli yaşamalıyız ve sürekli yaşatmalıyız.

çanakkale türküsünün milli birlik ve beraberliğimiz açısından önemi