Fast Money. Oluşturulma Tarihi Aralık 09, 2019 1512Tövbe duası, yaptığı yanlışın farkına varan ve Allah-ü Teala'dan af dileyen Müslümanların araştırdığı hususlar arasında yer alıyor. Arapça ve Türkçe olarak okunabilen Tövbe İstiğfar duası, genellikle Arapça olarak dillendirilmektedir. Peki, Tövbe istiğfar duası nasıl okunur? İşte, tövbe duası hakkında detaylı bilgilerTövbe, bir yanlıştan veya bir günahtan dolayı, bir daha yapılmayacağı adına yemin etmek, karar almaktır. Bu niyazla alınan karar tövbe duası ile daha da güçlenir. Okunacak olan tövbe duası bu kararın daha iyi olmasını Duası Nedir?Allah bazı özel gecelerle birlikte pek çok zaman kullarının ettiği duaları geri çevirmez. Yüce Allah, daima bana dua edin, isteyin diye buyurmuştur. Aynı zamanda her yanlıştan, hatadan sonra bana dönün, sizi ben affederim demiştir. Elbette ki bu yanlış anlaşılmasın. Allah her tövbeyi kabul bilmeyerek veya tam emin olmayarak yapılan yanlış ve hatalara tövbe edildiği, alimlerce söylenir. Allah bana her koşuda tövbe edebilirsiniz, buyurmuştur. Tövbe duası, yanlış yoldan çıkıp, doğru yola girilmek istenmesi durumunda, okunan bir duadır. Bu duayı okuyanların tövbeleri, Allah'ın izniyle kabul görülür. Tövbe duasının Arapça ve Türkçe okunuşuna bakalım Duası ArapçaTövbe duasının Arapça okunuşu - 'Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullahe'l-azim el-kerim. ellezi lâ ilahe illa huve'l-hayyü'l-kayyumü ve etubü ileyhi tevbete abdin zalimin li- nefsihi, la yemlikü li-nefsihi mevten vela hayaten vela nüşüra-h. Ve es-elühü't - tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidayete lena, innehu, hüve't-tevvabü'r-rahim'Büyük Tövbe İstiğfar Duası Türkçesi'Ya Rab! Bu ana gelene kadar, elimden, dilimden, gözümden, ayaklarımdan, kulaklarımdan, isteyip veya istemeyip ettiğim tüm günahlardan dolayı tövbe ettim, pişman oldum. Şirk, küfür, isyan, yanlış her ne ettiysem tümünden kalben pişmanım ya Rabbim. Bir daha yapmamaya da senin rızanda ahd ettim. Şeytana uymamı ve bir daha yaptığım bu günahları, ikrar etmeme fırsat tanıma Allah' aleyhisselam ile peygamberimiz arasında ne kadar nebi varsa, hepsinin hak olduğunu tasdik ederim. Tüm peygamberlere olduğu gibi getirdikleri kitaplara iman ettim. Ya Rabbi! Sen tövbemi rızan ile kabul eyle. Sen içimi bilen ve işitensin. Amin!Tövbe Duasının Hikmeti?Hazreti Muhammed'den sonra gelip, İslam'ı yorumlayan alimler, tövbe kapsının insanlara açık olduğunu vurgulamışlardır. Öyle ki insanlar tövbe etmek istedikleri zaman Allah'a sığınırlar. Tövbe kapısının açık olmasıyla beraber, tövbe duasıyla kişi Allah'a yaptıkları yanlışlardan dolayı peygamberi, Müslümanlara yaptıkları yanlışlar olduğu zaman uyarır, tövbe etmeye davet ederdi. Çünkü tövbe, insanın hak yolunda yaşamını tamamlayabilmesi için gereklidir. Tövbe etmemiş kişi, Allah'a hiç sığınmamış Duası HakkındaTövbe duası hakkında bazı yanlış bilgilere sahibiz. Bunlardan ilki, tövbe duası ettikten sonra bir daha hiç yanlış yapılmayacağı zannına kapılmaktır. Oysa insan, hata ve yanlış yapmaya meyillidir. Mümkün olduğu kadar kendisini bunlardan uzak tutmalı, olabildiğince yanlışlara yaklaştığında, derhal Allah'a sığınmalıdır. Yine diğer bir yanlış, canımız ne zaman isterse tövbe duasına iki ince çizgiyi birbirinden ayıran en önemli kavram, niyettir. Kişi niyetinde samimi olursa, ne zaman isterse tövbe edebilir, Allah'tan bundan dolayı sığınabilir. Ancak öteki koşullarda duanın hafife alınmaması gerektiği alimlerin söyledikleri vesilesi ile Kabul Olur mu?Allah, insanları kendisine kulluk etmesi için yaratmıştır. Öyle ki insan beşerdir. Hata yapar, istese de yanlışlardan ayrılamaz. Doğru yolu bulması, zaman ve zemin bekler. Görür, daha sonra kafasında ne olduğunu, yanlışın neler yaptıracağını hesaplar. İnsan olgunlaştıkça, Allah'a sığınmanın ne kadar doğru olduğunun farkına varır. Allah, insanın tövbelerini her daim işitir ve duyar. İslam alimleri, kalben ve fikren yapılan her tövbenin Allah katında bir değerinin olduğunu belirtirler. Bu yüzden duanın kabul olması değil, niyet önemlidir. Tevbe istiğfar duası bilerek veya bilmeyerek işlenen günahların bağışlanması ümidiyle karşı yapılan bir tazarru ve ilticadan arasında buna tevbe alma da ve kusurlarına pişmanlık duyup, üzüntü ve elem hisseden mü'min, önce şu istiğfar duâsını huşû ile okur"Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe'l-azîm el-kerîm,errahım .ellezî lâ ilâhe illâ hüvel hayyü'l-kayyûmü ve neselühüt-tevbete vel mağfirate,vel-hidayete lena innehü hüvettevvabür-rahım. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ. "İlahi Ya rabbi! İlahi Ya Rabbi!İlahi Ya rabbel-alemin. Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir dahi iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur'ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm'dır.""Amentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve Rusulihi ve'l-yevmi'l-âhiri ve bi'l-kaderi, hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve'l-bâsü bade'l-mevt. Hakkun, eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh."Buyrun bir dahi imanımızın tazelenmesi kabirlerimizin nur ila aydınlanması için "Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasülüh"Buyrun bir daha son nefesimizde iman ile göç edebilmek sırat köprüsünü şimşekler gibi geçebilmek için" Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasülüh""Allahümme inni üridü en üceddidel-imane vennikaha tecdiden bikavli la ilahe illallah Muhammedün rasülüllah"Bu dua üç kere okunur.Essalatü vesselamü aleyke Ya Rasülellah essalatü vesselamü aleyke Ya Habibellah ,essalatü vesselamü aleyke Ya Seyyidel Evveline velAhiriin velhamdülillahi Rabbil-alemin Amiin... Tevbe ve istiğfâr ne demektir? Peygamber Efendimizin yaptığı tevbe ve istiğfar duaları var mıdır? Tevbe istiğfar ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Tevbe ve istiğfâr ile ilgili nefsânî arzulara mağlûb olduğu ve îmânın feyiz ve rûhâniyetini yitirdiği zaman günahlara meyleder. Vicdanlarda ahlâkî destek azalınca, ince düşünüş ve rûhî derinlik de kaybolur. İstikâmet sâhibi olma yolunda ciddî bir zaaf ortaya çıkar. Günahlar, tatlı bir mûsikî gibi nefislere hoş gelir ve âdeta vebâlinin ağırlığı hissedilmeden işlenebilir. TEVBE VE İSTİĞFAR NE DEMEKTİR? Hâlbuki insanoğlu, mâsumiyetin saf ve berrak bir aynası gibi cihâna tertemiz olarak gelir. Dîn de bu fıtrî temizliği korumak için Allâh tarafından insanoğluna lûtfedilen bir merhamet tecellîsidir. Dolayısıyla kul, fıtratındaki temizliği muhâfaza edebilir ve dîninin rûhâniyetinden nasiplenerek gaflet perdelerini aralayabilirse, hasbe’l-beşer bir cürüm işlediğinde onun ağırlığını vicdânında hisseder. Onun iç âleminde saklı bulunan fazîlet hisleri incinerek uyanır. Kalbi büyük bir nedâmetle için için yanar ve ılık gözyaşlarıyla Rabbine gönlünü açar. İşte bu yanış ve pişmanlık “tevbe”dir. Ardından af dilemek için kalplerden taşan niyazlar da “istiğfar”dır. Günahlar, Cennet’e girme engeli; buna mukâbil amel-i sâlihlerle te’yîd edilen ve gönül yanıklığı ile yapılan tevbeler de Cehennem’den korunma vesîleleridir. TEVBE VE İSTİĞFAR İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur “Kul bir günah işlediği zaman kalbine siyah bir nokta vurulur. Şâyet o günâhı terk edip istiğfâra sarılarak tevbeye yönelirse kalbi cilâlanır. Böyle yapmaz da tekrar günahlara dönerse, siyah noktalar artırılır ve neticede bütün kalbini kaplar. İşte Hak Teâlâ Hazretleri’nin Hayır, doğrusu onların işleyip kazandıkları kötü ameller sebebiyle, kalplerinin üzeri pas tutmuştur.» el-Mutaffifîn, 14 diye zikrettiği durum budur.” Tirmizî, Tefsîr, 83/3334 Diğer bir hadîs-i şerîfte de “Her derdin bir devâsı vardır. Günah derdinin devâsı da istiğfardır.” buyrulmuştur.[1] Beşeriyet îcâbı herhangi bir günâha düşüldüğünde, derhâl tevbe ve istiğfâra sarılmak ve Allâh’a yönelmek îcâb eder. Zîrâ Cenâb-ı Hak, râzı olduğu müttakî kullarını şöyle medhetmektedir “Onlar, bir kötülük yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri zaman, Allâh’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe ve istiğfâr ederler. Zâten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar işledikleri günahta bile bile ısrâr etmezler.” Âl-i İmrân, 135 “O müttakîler, geceleri pek az uyurlar, seher vakitlerinde de istiğfâra devâm ederler.” ez-Zâriyât, 17-18 Cenâb-ı Hak, samîmî bir şekilde tevbe eden kullarını affedeceğini birçok âyette bildirmektedir. Hattâ samîmî nasûh bir tevbe ile kendisine yönelenlerin günahlarını sevâba çevireceğini beyân ederek şöyle buyurur “Ancak tevbe ve îmân edip sâlih ameller işleyenler başkadır; Allâh onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allâh çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sâhibidir.” el-Furkân, 70 Nebiyy-i Ekrem Efendimiz de şöyle buyurur “Allah Teâlâ, gündüz günah işleyenin tevbesini kabûl etmek için geceleyin elini açar. Geceleyin günah işleyenin tevbesini kabûl etmek için de gündüz elini açar. Güneş battığı yerden doğuncaya, yâni kıyâmete kadar bu böyle devâm edip gider.” Müslim, Tevbe, 31 Ancak tevbede samîmiyet ve ihlâs en mühim şarttır. Durmadan tevbesini bozan bir kimse, artık şeytanın maskarası olmuş demektir. Cenâb-ı Hak buyurur “…Bilin ki, Allâh’ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünyâ hayâtı sizi aldatmasın ve şeytan, Allâh’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.” Lokmân, 33 Diğer taraftan tevbe ve istiğfar, dünyâda ve âhirette azaptan kurtuluş vesîlesidir. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurur “Allah Teâlâ Hazretleri şu âyetle ümmetim için bana iki emân indirdi 1. Sen aralarında olduğun müddetçe Allâh onlara umûmî bir azap indirmeyecektir. 2. Onlar istiğfarda bulundukları müddetçe, Allâh onlara azâb etmeyecektir. el-Enfâl, 33 Ben aralarından ayrıldığımda, Allâh’ın azâbını önleyecek ikinci emân olan istiğfârı kıyâmete kadar ümmetimin yanında bırakıyorum.” Tirmizî, Tefsîr, 8/3082 Tevbe ve istiğfar, gerçek mâhiyetiyle derûnî bir pişmanlık ve sığınma olması sebebiyle, Allâh’a yaklaşmanın en müessir vâsıtasıdır. Allâh’a yöneliş ve kalbin ulvî bir seviye kazanmasında mühim bir yeri olan istiğfar, mânevî kirlerden temizlenmenin de yegâne vâsıtasıdır. Makbûl bir tevbe, kul ile Rab arasındaki engelleri ve perdeleri kaldırır, Allah Teâlâ’nın sevgisine mazhar eder. Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır “Şüphesiz Allâh, çok tevbe eden ve çok temizlenenleri sever.” el-Bakara, 222 Peygamber Efendimiz, Rabbimiz’in, insanların tevbelerinden ne kadar hoşnut olduğunu anlatmak için şu misâli vermiştir “Herhangi birinizin tevbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu hoşnutluk, ıssız çölde giderken üzerindeki yiyecek ve içeceğiyle birlikte devesini elinden kaçıran, arayıp taramaları fayda etmeyince deveyi bulma ümîdini büsbütün kaybederek bir ağacın gölgesine uzanıp yatan, derken yanına devesinin geldiğini görerek yularına yapışan ve aşırı derecedeki sevincinden ne dediğini şaşırarak –Allâh’ım! Sen benim kulumsun, ben de Sen’in Rabbinim.» diyen kimsenin sevincinden çok daha fazladır.” Müslim, Tevbe 7; Tirmizî, Kıyâmet 49, Deavât 99 Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir başka hadîslerinde, istiğfârın faydalarını şöyle beyan buyurur “Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona ummadığı yerden rızık verir.” Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1518; İbn-i Mâce, Edeb, 57 Lâkin kulların en mühim meselesi, tezkiye-i nefs ve tasfiye-i kalptir. Buraya kadar anlattığımız tevbe ve istiğfâr ise bu hâle nâiliyetin sâdece kapısı mesâbesindedir. Bu kapıdan içeri girdikten sonra amel-i sâlihlerde bulunmak da elbette zarûrîdir. Farz, vâcib ve sünnetleri âdâbı üzere edâ ettikten sonra bilhassa kul hakkına titizlik, anne-baba hakkına riâyet, Allâh için infak, bütün mahlûkâta merhamet, şefkat ve af ile yaklaşabilmek gibi güzel hasletlere sâhip olunmalıdır. TEVBE VE İSTİĞFAR HAKKINDA ÖRNEKLER Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyururlar “Ey insanlar! Allâh’a tevbe edip O’ndan af dileyiniz. Zîrâ ben O’na günde yüz defa tevbe ederim.” Müslim, Zikir, 42 Allah Rasûlü’nün, gelmiş ve geçmiş bütün günahları affedildiği hâlde, devamlı tevbe ve istiğfarda bulunması, Allah Teâlâ’nın bahşettiği nîmetlere bir şükür olduğu kadar ümmetine de üstün bir edep dersidir. Kulun en mühim vazîfesinin, her an Allâh’ı zikretmek ve O’na ibâdette bulunmak olduğunu bilen Nebiyy-i Ekrem Efendimiz, daha fazla ibâdet etmesi gerektiğini düşünerek her fırsatta tevbe ve istiğfâra sarılırdı. O, aynı zamanda ümmeti nâmına da tevbe ve istiğfâr ederdi. Peygamber Efendimizin Yüz Defa Ettiği Tevbe İbn-i Ömer -radıyallâhu anhümâ- şöyle der “Biz, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bir mecliste yüz defa Allâh’ım! Beni bağışla ve tevbemi kabul buyur! Çünkü Sen tevbeleri çok kabûl eden ve çok merhamet edensin.» dediğini sayardık.” Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1516; Tirmizî, Deavât, 38/3434 Rasûlullâh Efendimiz’in yapmış olduğu tevbe ve istiğfarlar, kendisinin bir hatâsından dolayı değil, Allah Teâlâ’ya daha çok yakınlık kesbetmek ve O’nun rızâsını kazanmak içindir. Efendimiz, her an mânevî terakkî içinde bulunduğundan, dâimâ bir önceki hâl ve makâmı için istiğfâr etmiştir. Peygamber Efendimizin Tevbe Duası Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, son zamanlarında “Ben Allâh’ı ulûhiyet makâmına yakışmayan sıfatlardan tenzîh eder ve O’na hamd ederim. Allah’tan beni affetmesini diler ve O’na tevbe ederim.” sözlerini sık sık söyler olmuştu. Hazret-i Âişe vâlidemiz “–Yâ Rasûlâllah! Sübhânallâhi ve bi-hamdihî estağfirullâhe ve etûbü ileyh» sözlerini pek sık söylediğinizi görüyorum, bunun sebebi nedir?” diye sordu. Peygamber Efendimiz “–Rabbim bana ümmetim içinde bir alâmet göreceğimi bildirdi. Onu gördüğümden bu yana bu tesbîhi çok söylerim. Ben o alâmeti, Mekke’nin fethine işâret eden, Allâh’ın yardımı ulaşıp fetih gerçekleşince ve insanların grup grup Allâh’ın dinine girdiklerini gördüğünde Rabbini hamd ile tesbîh et ve O’ndan mağfiret dile! Çünkü Allâh tevbeleri çok çok kabûl edendir.” meâlindeki Nasr Sûresi’nde gördüm.” buyurdu. Müslim, Salât, 220 Seyyidü’l-İstiğfâr Duası Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ümmetine farklı istiğfar şekilleri de tâlim buyurmuştur. Bunların en mühimi, “Seyyidü’l-İstiğfâr”dır ki, bunu Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- bir hadîs-i şerîflerinde şöyle beyân etmiştir “İstiğfârın en üstünü kulun şöyle demesidir Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. Sen’den başka ibâdete lâyık ilâh yoktur. Beni Sen yarattın. Ben Sen’in kulunum. Ezelde Sana verdiğim sözümde ve vaadimde hâlâ gücüm yettiğince durmaktayım. İşlediğim kusurların şerrinden Sana sığınırım. Bana lûtfettiğin nîmetleri yüce huzûrunda minnetle anar, günâhımı îtirâf ederim. Beni affet, şüphe yok ki günahları Sen’den başka affedecek yoktur.»” Rasûl-i Ekrem Efendimiz sözlerine devamla şöyle buyurur “Her kim, bu Seyyidü’l-İstiğfârı sevâbına ve fazîletine bütün kalbiyle inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse cennetlik olur. Yine her kim, sevâbına ve fazîletine gönülden inanarak gece okur da sabah olmadan ölürse cennetlik olur.” Buhârî, Deavât, 2, 16; Ebû Dâvûd, Edeb, 100-101 Anne Veya Teyzeye İyiliğin Fazileti Tevbe ve istiğfârı, arkasından yapılacak amel-i sâlihlerle takviye etmek lâzımdır. İbn-i Ömer -radıyallâhu anh- anlatıyor “Bir kişi Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gelerek “–Ben büyük bir günah işledim, buna tevbe imkânım var mı?” dedi. Allah Rasûlü “–Annen hayatta mı?” diye sordu. Sahâbî “–Hayır.” dedi. “–Peki teyzen var mı?” dedi. Sahâbî “–Evet, var.” deyince Fahr-i Kâinât Efendimiz “–Öyleyse ona iyilikte bulun. Teyze, anne makâmındadır!” buyurdu. Tirmizî, Birr, 6; Ahmed, II, 13-14 Burada Peygamber Efendimiz, nedâmet ateşiyle yanan ve istiğfarda bulunan sahâbîye, tevbesini amel-i sâlihlerle desteklemesini tavsiye buyurmuştur. Yapılan iyilik ve hayırların kötülüklere keffâret olarak onları yok edeceğini bildirmiştir. Sahabenin Tevbe ve İstiğfarı İhmâli sebebiyle Tebük Seferi’ne katılmayı geciktiren, nihâyet kâfileyi kaçıran Kâ’b bin Mâlik -radıyallâhu anh-, bu hatasından dolayı hemen tevbe ve istiğfâr etmiş, işlediği kusurun pişmanlığından, dünyâ bütün genişliğine rağmen kendisine dar gelmişti. Tevbesinin kabûl edildiği haberini aldığında ise, sevincinden derhâl secdeye kapandı. İbn-i Mâce, Salât, 192 Daha sonra da bütün mal varlığını Peygamber Efendimiz’e teslîm ederek bununla tasaddukta bulunmasını istedi. Ancak Allah Rasûlü, malının yarısını infâk edip, diğer yarısını da ehline bırakmasını tavsiye buyurdu. Buhârî, Megâzî, 79 Zîrâ Allah Rasûlü, herkesin infâkını kalbî durumuna göre kabûl ederdi. Çünkü sonunda pişman olarak infaklarının ecrini zâyî etmelerini istemezdi. Tevbe ve İstiğfar Her Türü Sıkıntıyı Giderir Cenâb-ı Hak, tevbe ve istiğfâr eden kullarını her türlü sıkıntıdan kurtarır ve onlara pek çok lûtuflarda bulunur. Bir defâsında Hasan-ı Basrî Hazretleri’ne dört kişi gelerek biri kuraklıktan, diğeri fakirlikten, öteki tarlasının verimsizliğinden, bir başkası da çocuğunun olmayışından şikâyette bulunmuş, Hazret’ten himmet talep etmişlerdi. Bu büyük velî, onların her birine de istiğfârı tavsiye etti. Yanındakiler kendisine “–Efendim, bu kimselerin dert ve sıkıntıları farklı farklı, lâkin siz hepsine de aynı şeyi tavsiye ettiniz?!” dediler. Hasan-ı Basrî Hazretleri onlara şu âyet-i kerîmeyi okuyarak cevap verdi “Rabbiniz’den mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır. Mağfiret dileyin ki üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin, mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsân etsin, sizin için ırmaklar akıtsın!” Nûh, 10-12 İbn-i Hacer, Fethü’l-Bârî, XI, 98; Aynî, Umdetü’l-Kârî, Beyrut ts. XXII, 277-278 Tevbeyi Geciktirmeyin Şeytanın iğvâsına aldanarak tevbeyi geciktirmek, en büyük israflardan biri olan ömür isrâfıdır. Akıllı bir mü’min, tevbede acele etmeli ve kendisini son nefese hazırlamalıdır. Rivâyete göre bir terzi, sâlihlerden bir zâta “–Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in Allah Teâlâ, kulunun tevbesini, canı boğazına gelmediği müddetçe kabûl eder.» Tirmizî, Deavât, 98/3537 hadîs-i şerîfi hakkında ne buyurursunuz?” diye suâl etti. O zât da sordu “–Evet, böyledir. Ama senin mesleğin nedir?” “–Terziyim, elbise dikerim.” “–Terzilikte en kolay iş nedir?” “–Makası tutup kumaşı kesmektir.” “–Kaç seneden beri bu işi yaparsın?” “–Otuz seneden beri.” “–Canın gırtlağına geldiği zaman, kumaş kesebilir misin?” “–Hayır, kesemem.” “–Ey terzi! Bir müddet zahmet çekip öğrendiğin ve otuz sene kolaylıkla yaptığın bir işi o zaman yapamazsan, ömründe hiç yapmadığın tevbeyi o an nasıl yapabilirsin? Bugün gücün kuvvetin yerinde iken tevbe eyle! Yoksa son nefeste istiğfar ve hüsn-i hâtime nasîb olmayabilir... Sen hiç Ölüm gelmeden evvel tevbe etmekte acele ediniz!» Münâvî, V, 65 sözünü işitmedin mi?” Bunun üzerine terzi ihlâsla tevbeye sarıldı ve sâlihlerden oldu. Zîrâ Peygamber Efendimiz, insanların nasıl yaşarlarsa o hâl üzere öleceklerini ve nasıl ölürlerse öyle haşredileceklerini haber vermiştir.[2] Günah Hastalığının İlacı Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri ilâç yaparken rastladığı bir hekime “–Ey hekim! Sende benim hastalığıma da ilâç var mı?” dedi. Hekim “–Hastalığın nedir?” diye sorunca Bâyezîd Hazretleri “–Günah hastalığı...” cevabını verdi. Hekim ellerini iki yana açarak “–Ben günah hastalığının ilâcını bilmem.” dedi. O esnâda orada bulunmakta olan meczup bir genç söze karışıp “–Baba, senin hastalığının ilâcını ben biliyorum.” dedi. Bâyezîd Hazretleri de sevinçle “–Söyle ey delikanlı!” dedi. Halkın meczup gördüğü, ancak hakîkatte ârif biri olan genç, günah hastalığının ilâcını şöyle târif etti “–On dirhem tevbe kökü ile on dirhem istiğfar yaprağı al! Bunları kalp havanına koy! Tevhîd tokmağı ile döv! İnsaf eleğinden geçir! Gözyaşlarıyla yoğur! Aşk ve nedâmet fırınında pişir! Böylece oluşacak olan macundan her gün beş kaşık al; hastalığından eser kalmaz!..” Bunları dinleyen Bâyezîd-i Bistâmî, içini çekti ve “–Senin gibi âriflere mecnun diyerek kendilerini akıllı sananlara eyvahlar olsun!..” dedi. Daima Tevbe ve İstiğfar Edin Hâsılı, hatâ işlemekten sâlim olmayan insanoğlunun, tevbe ve istiğfârı hiçbir zaman dilinden düşürmemesi, niyetini de amel-i sâlihlerle tescil ve takviye etmesi zarûrîdir. İstiğfarlar ve amel-i sâlihler, Allâh’a kul olmanın bir îcâbıdır. Âyet-i kerîmede buyrulur “Ey insanlar! Allâh’ın vaadi gerçektir, sakın dünyâ hayâtı sizi aldatmasın ve o aldatıcı şeytan da Allâh hakkında sizi kandırmasın!” Fâtır, 5 Nefs ve şeytana uyarak tevbeyi ömrün sonlarına bırakmak, âkıbeti hüsrân olan en büyük bir aldanıştır. O hâlde tevbe ve istiğfarda acele etmek, samîmî olmak ve amel-i sâlihlerle istikâmetlenmek îcâb eder. Bu hâl, kulu belâ ve musîbetlerden muhâfaza ettiği gibi, ilâhî lûtuf ve nîmetlere de nâil kılar. Dipnotlar [1] Deylemî, el-Firdevs bi-Me’sûri’l-Hitâb, Beyrut 1986, I, 136. [2] Bkz. Müslim, Cennet, 83; Münâvî, V, 663. Kaynak Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları İslam ve İhsan Tevbe Suresi – 186. Sayfa – 10. Cüzün 2. Hizbi Tevbe Suresi – 187. Sayfa – 10. Cüzün 2. Hizbi Tevbe Suresi – 188. Sayfa – 10. Cüzün 2. Hizbi Tevbe Suresi – 189. Sayfa – 10. Cüzün 2. Hizbi Tevbe Suresi – 190. Sayfa – 10. Cüzün 2. Hizbi Tevbe Suresi – 191. Sayfa – 10. Cüzün 3. Hizbi Tevbe Suresi – 192. Sayfa – 10. Cüzün 3. Hizbi Tevbe Suresi – 193. Sayfa – 10. Cüzün 3. Hizbi Tevbe Suresi – 194. Sayfa – 10. Cüzün 3. Hizbi Tevbe Suresi – 195. Sayfa – 10. Cüzün 4. Hizbi Tevbe Suresi – 196. Sayfa – 10. Cüzün 4. Hizbi Tevbe Suresi – 197. Sayfa – 10. Cüzün 4. Hizbi Tevbe Suresi – 198. Sayfa – 10. Cüzün 4. Hizbi Tevbe Suresi – 199. Sayfa – 10. Cüzün 4. Hizbi Tevbe Suresi – 200. Sayfa – 10. Cüzün 4. Hizbi Tevbe Suresi – 201. Sayfa – 11. Cüzün 1. Hizbi Tevbe Suresi – 202. Sayfa – 11. Cüzün 1. Hizbi Tevbe Suresi – 203. Sayfa – 11. Cüzün 1. Hizbi Tevbe Suresi – 204. Sayfa – 11. Cüzün 1. Hizbi Tevbe Suresi – 205. Sayfa – 11. Cüzün 1. Hizbi Tevbe Suresi – 206. Sayfa – 11. Cüzün 2. Hizbi Tevbe Suresi Arapça ve Türkçe Oku minallâhi ve resûlihî ilâllezîne âhedtum minel muşrikîn muşrikîne. fil ardı erbeate eşhurin va’lemû ennekum gayru mu’cizîllâhi ve ennallâhe muhzîl kâfirînkâfirîne. ezanun minallâhi ve resûlihî ilân nâsi yevmel haccıl ekberi ennallâhe berîun minel muşrikîne ve resûluhu, fe in tubtum fe huve hayrun lekum, ve in tevelleytum fa’lemû ennekum gayru mu’cizîllâh mu’cizîllâhi, ve beşşirillezîne keferû bi azâbin elîmelîmin. âhedtum minel muşrikîne summe lem yankusûkum şey’en ve lem yuzâhirû aleykum ehaden fe etimmû ileyhim ahdehum ilâ muddetihim, innallâhe yuhıbbul muttekîn muttekîne. izânselehal eşhurul hurumu faktulûl muşrikîne haysu vecedtumûhum ve huzûhum vahsurûhum vak’udû lehum kulle marsad marsadin, fe in tâbû ve ekâmûs salâte ve âtûz zekâte fe hallû sebîlehum, innallâhe gafûrun rahîmrahîmun. in ehadun minel muşrikînestecâreke fe ecirhu hattâ yesmea kelâmallâhi summe eblighu me’menehu, zâlike bi ennehum kavmun lâ ya’lemûnya’lemûne. yekûnu lil muşrikîne ahdun indallâhi ve inde resûlihî illâllezîne âhedtum indel mescidil harâmharâmi, fe mâstekâmû lekum festekîmû lehum, innallâhe yuhıbbul muttekînmuttekîne. ve in yazherû aleykum lâ yerkubû fîkum illen ve lâ zimmet zimmeten, yurdûnekum bi efvâhihim ve te’bâ kulûbuhum, ve ekseruhum fâsikûnfâsikûne. bi âyâtillâhi semenen kalîlen fe saddû an sebîlihî, innehum sâe mâ kânû ya’melûnya’melûne. yerkubûne fî mu’minin illen ve lâ zimmehzimmeten, ve ulâike humul mu’tedûnmu’tedûne. in tâbû ve ekâmus salâte ve âtuz zekâte fe ıhvânukum fîd dîn dîni, ve nufassılul âyâti li kavmin ya’lemûnya’lemûne. in nekesû eymânehum min ba’di ahdihim ve taanû fî dînikum fe kâtilû eimmetel kufri innehum lâ eymâne lehum leallehum yentehûnyentehûne. lâ tukâtilûne kavmen nekesû eymânehum ve hemmû bi ihrâcir resûli ve hum bedeûkum evvele merrahmerratin, e tahşevnehum, fallâhu ehakku en tahşevhu in kuntum mu’minînmu’minîne. yuazzibhumullâhu bi eydîkum ve yuhzihim ve yansurkum aleyhim ve yeşfi sudûre kavmin mu’minînmu’minîne. yuzhib gayza kulûbihim, ve yetûbullâhu alâ men yeşâu, vallâhu alîmun hakîmhakîmun. hasibtum en tutrekû ve lemmâ ya’lemillâhullezîne câhedû minkum ve lem yettehızû min dûnillâhi ve lâ resûlihî ve lâl mu’minîne velîcehvelîceten, vallâhu habîrun bi mâ ta’melûnta’melûne. kâne lil muşrikîne en ya’murû mesâcidallâhi şâhidîne alâ enfusihim bil kufrkufri, ulâike habitat a’mâluhum ve fîn nâri hum hâlidûn hâlidûne. ya’muru mesâcidallâhi men âmene billâhi vel yevmil âhıri ve ekâmes salâte ve âtez zekâte ve lem yahşe illâllâhe fe asâ ulâike en yekûnû minel muhtedînmuhtedîne. cealtum sikâyetel hâcci ve ımâratel mescidil harâmi ke men âmene billâhi vel yevmil âhıri ve câhede fî sebilillâhsebilillâhi, lâ yestevûne indallâhindallâhi, vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimînzâlimîne. âmenû ve hâcerû ve câhedû fî sebîlillâhi bi emvâlihim ve enfusihim a’zamu dereceten indallâhindallâhi ve ulâike humul fâizûn fâizûne. rabbuhum bi rahmetin minhu ve rıdvânin ve cennâtin lehum fîhâ naîmun mukîmmukîmun. fîhâ ebedâebeden, innallâhe indehû ecrun azîm azîmun. eyyuhâllezîne âmenû lâ tettehızû âbâekum ve ihvânekum evliyâe inistehabbûl kufre alâl îmâni, ve men yetevellehum minkum fe ulâike humuz zâlimûnzâlimûne. in kâne âbâukum ve ebnâukum ve ıhvânukum ve ezvâcukum ve aşîretukum ve emvâlunıktereftumûhâ ve ticâratun tahşevne kesâdehâ ve mesâkinu terdavnehâ ehabbe ileykum minallâhi ve resûlihî ve cihâdin fî sebîlihî fe terabbesû hattâ ye’tiyallâhu bi emrihî, vallâhu lâ yehdîl kavmel fasikînfasikîne. nasarakumullâhu fî mevâtıne kesîratin ve yevme huneynin iz a’cebetkum kesretukum fe lem tugni ankum şey’en ve dâkat aleykumul ardu bi mâ rahubet summe velleytum mudbirînmudbirîne. enzelallâhu sekînetehu alâ resûlihî ve alâl mu’minîne ve enzele cunûden lem terevhâ ve azzebellezîne keferû ve zâlike cezâul kâfirînkâfirîne. yetûbullâhu min ba’di zâlike alâ men yeşâu, vallâhu gafûrun rahîmrahîmun. eyyuhâllezîne âmenû innemâl muşrikûne necesun fe lâ yakrabûl mescidel harâme ba’de âmihim hâzâ ve in hıftum ayleten fe sevfe yugnîkumullâhu min fadlihî in şâe, innallâhe alîmun hakîmhakîmun. lâ yu’minûne billâhi ve lâ bil yevmil âhıri ve lâ yuharrimûne mâ harramallâhu ve resûluhu ve lâ yedînûne dînel hakkı minellezîne ûtûl kitâbe hattâ yu’tûl cizyete an yedin ve hum sâgirûnsâgirûne. kâletil yahûdu uzeyrunibnullâhi ve kâletin nasârâl mesîhubnullâhmesîhubnullâhi zâlike kavluhum bi efvâhihim yudâhiûne kavlellezîne keferû min kablu kâtelehumullâhkâtelehumullâhu ennâ yu’fekûnyu’fekûne. ahbârahum ve ruhbânehum erbâben min dûnillâhi vel mesîhabne meryemmeryeme, ve mâ umirû illâ li ya’budû ilâhen vâhidâ vâhiden,lâ ilâhe illâ huve, subhânehu ammâ yuşrikûnyuşrikûne. en yutfîû nûrallâhi bi efvâhihim ve ye’ballâhu illâ en yutimme nûrahu ve lev kerihel kâfirûnkâfirûne. ersele resûlehu bil hudâ ve dînil hakkı li yuzhirahu alâd dîni kullihî ve lev kerihel muşrikûnmuşrikûne. eyyuhâllezîne âmenû inne kesîran minel ahbâri ver ruhbâni le ye’kulûne emvâlen nâsi bil bâtıli ve yasuddûne an sebîlillâhsebîlillâhi, vellezîne yeknizûnez zehebe vel fıddate ve lâ yunfikûnehâ fî sebîlillâhi fe beşşirhum bi azâbin elîmelîmin. yuhmâ aleyhâ fî nâri cehenneme fe tukvâ bihâ cibâhuhum ve cunûbuhum ve zuhûruhum, hâzâ mâ keneztum li enfusikum fe zûkû mâ kuntum teknizûnteknizûne. iddeteş şuhûri indallâhisnâ aşera şehren fî kitâbillâhi yevme halakas semâvâti vel arda minhâ erbeatun hurumhurumun zâliked dînul kayyimu fe lâ tazlimû fîhinne enfusekum ve kâtilûl muşrikîne kâffeten kemâ yukâtilûnekum kâffehkâffeten, va’lemû ennallâhe meal muttekînmuttekîne. nesîu ziyâdetun fîl kufri yudallu bihillezîne keferû yuhillûnehu âmen ve yuharrimûnehu âmen li yuvâtiû iddete mâ harramallâhu fe yuhillû mâ harramallâhharramallâhu, zuyyine lehum sûu a’mâlihim, vallâhu lâ yehdîl kavmel kâfirînkâfirîne. eyyuhâllezîne âmenû mâ lekum izâ kîle lekumunfirû fî sebîlillâhissâkaltum ilâl ardardı, e radîtum bil hayâtid dunyâ minel âhirahâhirati, fe mâ metâul hayâtid dunyâ fîl âhirati illâ kalîlkalîlun. tenfirû yuazzibkum azâben elîmen ve yestebdil kavmen gayrakum ve lâ tedurrûhu şey’â şey’en, vallâhu alâ kulli şey’in kadîrkadîrun. tensurûhu fe kad nasarahullâhu iz ahracehullezîne keferû sâniyesneyni iz humâ fîl gâri iz yekûlu li sâhibihî lâ tahzen innallâhe meanâ, fe enzelallâhu sekînetehu aleyhi ve eyyedehu bicunûdin lem terevhâ ve ceale kelimetellezîne keferûs suflâ, ve kelimetullâhi hiyel ulyâ vallâhu azîzun hakîm hakîmun. hıfâfen ve sikâlen ve câhidû bi emvâlikum ve enfusikum fî sebîlillâhsebîlillâhi, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûnta’lemûne. kâne aradan karîben ve seferen kâsıden lettebeûke ve lâkin beudet aleyhimuş şukkatşukkatu, ve se yahlifûne billâhi levisteta’nâ le haracnâ meakum, yuhlikûne enfusehum, vallâhu ya’lemu innehum le kâzibûnkâzibûne. anke, lime ezinte lehum hattâ yetebeyyene lekellezîne sadakû ve ta’lemel kâzibînkâzibîne. yeste’zinukellezîne yu’minûne billâhi vel yevmil âhiri en yucâhidû bi emvâlihim ve enfusihim, vallâhu alîmun bil muttakînmuttakîne. yeste’zinukellezîne lâ yu’minûne billâhi vel yevmil âhiri vertâbet kulûbuhum fe hum fî raybihim yeteraddedûnyeteraddedûne. lev erâdûl hurûce le eaddû lehû uddeten ve lâkin kerihallâhunbiâsehum fe sebbetahum ve kîlak’udû meal kâidîn kâidîne. haracû fîkum mâ zâdûkum illâ habâlen ve le evdaû hılâlekum yebgûnekumul fitnehfitnete, ve fîkum semmâûne lehum, vallâhu alîmun biz zâlimînzâlimîne. fîtnete min kablu ve kallebû lekel umûre hattâ câel hakku ve zahere emrullâhi ve hum kârihûnkârihûne. minhum men yekûlu’zen lî ve lâ teftinnî, e lâ fîl fitneti sekatû, ve inne cehenneme le muhîtatun bil kâfîrînkâfîrîne. tusıbke hasenetun tesu’hum, ve in tusıbke musîbetun yekûlû kad ehaznâ emrenâ min kablu ve yetevellev ve hum ferihûnferihûne. len yusîbenâ illâ mâ keteballâhu lenâ, huve mevlânâ, ve alâllâhi felyetevekkelil mu’minûnmu’minûne. hel terabbesûne binâ illâ ıhdâl husneyeynhusneyeyni ve nahnu neterabbesu bikum en yusîbekumullâhu bi azâbin min indihî ev bi eydînâ, fe terabbasû innâ meakum muterabbisûnmuterabbisûne. enfikû tav’an ev kerhen len yutekabbele minkum, innekum kuntum kavmen fâsikînfâsikîne. mâ meneahum en tukbele minhum nefekâtuhum illâ ennehum keferû billâhi ve bi resûlihî ve lâ ye’tûnes salâte illâ ve hum kusâlâ ve lâ yunfikûne illâ ve hum kârihûnkârihûne. lâ tu’cibke emvâluhum ve lâ evlâduhum, innemâ yurîdullâhu li yuazzibehum bihâ fîl hayâtid dunyâ ve tezheka enfusuhum ve hum kâfirûnkâfirûne. yahlifûne billâhi innehum le minkum, ve mâ hum minkum ve lâkinne hum kavmun yefrakûnyefrakûne. yecidûne melceen ev magârâtin ev muddehalen le vellev ileyhi ve hum yecmehûnyecmehûne. minhum men yelmizuke fîs sadakâtsadakâti, fe in u’tû minhâ radû ve in lem yu’tav minhâ îzâ hum yeshatûnyeshatûne. lev ennehum radû mâ âtâhumullâhu ve resûluhu ve kâlû hasbunâllâhu se yu’tinâllâhu min fadlihî ve resûluhû innâ ilâllâhi râgıbûnrâgıbûne. sadakâtu lil fukarâi vel mesakîni vel âmilîne aleyhâ vel muellefeti kulûbuhum ve fîr rikâbi vel gârimîne ve fî sebîlillâhi vebnis sebîlvebnis sebîli, farîdaten minallâhminallâhi, vallâhu alîmun hakîmhakîmun. minhumullezîne yu’zûnen nebiyye ve yekûlûne huve uzunuzunun, kul uzunu hayrin lekum yu’minu billâhi ve yu’minu lil mu’minîne ve rahmetun lillezîne âmenû minkum, vellezîne yu’zûne resûlallâhi lehum azâbun elîmelîmun. billâhi lekum li yurdûkum, vallâhu ve resûluhû ehakku en yurdûhu in kânû mu’minînmu’minîne. lem ya’lemû ennehu men yuhâdidillâhe ve resûlehu fe enne lehu nâre cehenneme hâliden fîhâ, zâlikel hızyul azîmazîmu. munâfikûne en tunezzele aleyhim sûretun tunebbiuhum bi mâ fî kulûbihim, kulistehziu, innallâhe muhricun mâ tahzerûntahzerûne. le in seeltehum le yekûlunne innemâ kunnâ nahûdu ve nel’abnel’abu, kul e billâhi ve âyâtihî ve resûlihî kuntum testehziûn testehziûne. ta’tezirû kad kefertum ba’de îmânikum, in na’fu an tâifetin minkum nuazzib tâifeten bi ennehum kânû mucrimînmucrimîne. munâfikûne vel munâfikâtu ba’duhum min ba’din, ye’murûne bil munkeri ve yenhevne anil ma’rûfi ve yakbidûne eydiyehum nesûllâhe fe nesiyehum innel munâfıkîne humul fâsikûnfâsikûne. munâfikîne vel munâfikâti vel kuffâre nâre cehenneme hâlidîne fîhâ hiye hasbuhum, ve leanehumullâhleanehumullâhu ve lehum azâbun mukîm mukîmun. min kablikum kânû eşedde minkum kuvveten ve eksere emvâlen ve evlâdâevlâden, festemteû bi halâkihim, festemta’tum bi halâkikum kemâstemteallezîne min kablikum bi halâkihim ve hudtum kellezî hâdû, ulâike habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhirahâhirati, ve ulâike humul hâsirûn hâsirûne. lem ye’tihim nebeullezîne min kablihim kavmi nuhin ve âdn ve semûde ve kavmi ibrâhîme ve ashâbi medyene vel mu’tefikâtmu’tefikâti, etethum rusuluhum bil beyyinatbeyyinati, fe mâ kânallâhu li yazlimehum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûnyazlimûne. mu’minûne vel mu’minâtu ba’duhum evlîyâu ba’din, ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munkeri ve yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve yutîûnallâhe ve resûlehu, ulâike se yerhamuhumullâh yerhamuhumullâhu, innallâhe azîzun hakîmhakîmun. mu’minîne vel mu’minâti cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ ve mesâkine tayyibeten fî cennâti adnin, ve rıdvânun minallâhi ekberekberu, zâlike huvel fevzul azîmazîmu. eyyuhân nebiyyu câhidil kuffâra vel munâfikîne vagluz aleyhim, ve me’vâhum cehennemcehennemu, ve bi’sel masîrmasîru. billâhi mâ kâlû, ve lekad kâlû kelimetel kufri ve keferû ba’de islâmihim ve hemmû bi mâ lem yenâlû, ve mâ nekamû illâ en agnâhumullâhu ve resûluhu min fadlihi, fe in yetûbû yeku hayran lehum, ve in yetevellev yuazzibhumullâhu azâben elîmen fîd dunyâ vel âhirahâhirati, ve mâ lehum fîl ardı min veliyyin ve lâ nasîrnasîrin. minhum men âhedallâhe le in âtânâ min fadlihî le nessaddekanne ve le nekûnenne mines sâlihînsâlihîne. lemmâ âtâhum min fadlihî bahılû bihî ve tevellev ve hum mu’ridûnmu’ridûne. a’kabehum nifâkan fî kulûbihim ilâ yevmi yelkavnehu bi mâ ahlefullâhe mâ vaadûhu ve bi mâ kânû yekzibûnyekzibûne. lem ya’lemû ennallâhe ya’lemu sırrahum ve necvâhum ve ennallâhe allâmul guyûbguyûbi. yelmizûnel muttavviîne minel mu’minîne fîs sadakâti vellezîne lâ yecidûne illâ cuhdehum fe yesharûne minhum, sehirallâhu minhum, ve lehum azâbun elîmelîmun. lehum ev lâ testagfir lehum, in testagfir lehum seb’îne merraten fe len yagfirallâhu lehum, zâlike bi ennehum keferû billâhi ve resûlihi, vallâhu lâ yehdîl kavmel fâsikînfâsikîne. muhallefûne bi mak’adihim hılâfe resûlillâhi ve kerihû en yucâhidû bi emvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâhi ve kâlû lâ tenfirû fîl harrharri, kul nâru cehenneme eşeddu harrâharran, lev kânû yefkahûnyefkahûne. yadhakû kalîlen vel yebkû kesîrâkesîran, cezâen bi mâ kânû yeksibûnyeksibûne. in receakallâhu ilâ tâifetin minhum feste’zenûke lil hurûci fe kul len tahrucû maiye ebeden ve len tukâtilû maiye aduvvaduvven, innekum radîtum bil kuûdi evvele merratin fak’udû meal hâlifînhâlifîne. lâ tusalli alâ ehadin minhum mâte ebeden ve lâ tekum alâ kabrihi, innehum keferû billâhi ve resûlihî ve mâtû ve hum fâsikûn fâsikûne. lâ tu’cibke emvâluhum ve evlâduhum, innemâ yurîdullâhu en yuazzibehum bihâ fîd dunyâ ve tezheka enfusuhum ve hum kâfirûnkâfirûne. izâ unzilet sûretun en âminû billâhi ve câhidû mea resûlihiste’zeneke ulût tavli minhum ve kâlû zernâ nekun meal kâidînkâidîne. bi en yekûnû meal havâlifi ve tubia alâ kulûbihim fe hum lâ yefkahûnyefkahûne. resûlu vellezîne âmenû meahu câhedû bi emvâlihim ve enfusihim, ve ulâike lehumul hayrâtu ve ulâike humul muflihûnmuflihûne. lehum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ, zâlikel fevzul azîmazîmu. câel muazzirûne minel a’râbi lî yu’zene lehum ve kaadellezîne kezebûllâhe ve resûlehu, se yusîbullezîne keferû minhum azâbun elîmelîmun. alâd duafâi ve lâ alâl merdâ ve lâ alâllezîne lâ yecidûne mâ yunfikûne haracun izâ nasahû lillâhi ve resûlihî, mâ alâl muhsinîne min sebîlsebîlin, vallâhu gafûrun rahîmrahîmun. lâ alâllezîne izâ mâ etevke li tahmilehum kulte lâ ecidu mâ ahmilukum aleyhi tevellev ve a’yunuhum tefîdu mined dem’i hazenen ellâ yecidû mâ yunfikûnyunfikûne. sebîlu alâllezîne yeste’zinûneke ve hum agniyâu, radû bi en yekûnû meal havâlifi ve tabeallâhu alâ kulûbihim fe hum lâ ya’lemûnya’lemûne. ileykum izâ reca’tum ileyhim, kul lâ ta’tezirû len nu’mine lekum kad nebbe enallâhu min ahbârikum, ve se yerâllâhu amelekum ve resûluhu summe tureddûne ilâ âlimil gaybi veş şehâdetî fe yunebbiukum bi mâ kuntum ta’melûnta’melûne. yahlifûne billâhi lekum izânkalebtum ileyhim li tu’ridû anhum, fe a’rıdû anhum, innehum ricsun ve me’vâhum cehennem cehennemu, cezâen bi mâ kânû yeksibûnyeksibûne. lekum li terdav anhum, fe in terdav anhum fe innallâhe lâ yerdâ anil kavmil fâsikînfâsikîne. a’râbu eşeddu kufran ve nifâkan ve ecderu ellâ ya’lemû hudûde mâ enzelallâhu alâ resûlihî, vallâhu alîmun hakîmhakîmun. minel a’râbi men yettehızu mâ yunfiku magramen ve yeterabbesu bi kumud devâirdevâire, aleyhim dâiratus sev’i, vallâhu semîun alîmalîmun. minel a’râbî men yu’minu billâhi vel yevmil âhıri ve yettehızu mâ yunfiku kurubâtin indallâhi ve salavâtir resûlresûli, e lâ innehâ kurbetun lehum, se yudhıluhumullâhu fî rahmetihî, innallâhe gafûrun rahîmrahîmun. sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ihsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâebeden, zâlikel fevzul azîmazîmu. mimmen havlekum minel a’râbi munâfikûnmunâfikûne, ve min ehlil medîneti meredû alân nifâkı lâ ta’lemuhum, nahnu na’lemuhum, se nuazzibuhum merrateyni summe yuraddûne ilâ azâbin azîmazîmin. âharûne’terefû bi zunûbihim haletû amelen sâlihan ve âhara seyyiâseyyien, asâllâhu en yetûbe aleyhim, innallâhe gafûrun rahîmrahîmun. min emvâlihim sadakaten tutahhiruhum ve tuzekkîhim bihâ ve salli aleyhim, inne salâteke sekenun lehum, vallâhu semîun alîmalîmun. lem ya’lemû ennallâhe huve yakbelut tevbete an ibâdihî ve ye’huzus sadakâti ve ennallâhe huvet tevvâbur rahîmrahîmu. kuli’melû fe se yerâllâhu amelekum ve resûluhu vel mu’minûnmu’minûne, ve se tureddûne ilâ âlimil gaybi veş şehâdeti fe yunebbiukum bi mâ kuntum ta’melûnta’melûne. âharûne murcevne li emrillâhi immâ yuazzibuhum ve immâ yetûbu aleyhim, vallâhu alîmun hakîmhakîmun. mesciden dırâran ve kufran ve tefrîkan beynel mu’minîne ve irsâden li men hâraballâhe ve resûlehu min kablkablu, ve le yahlifunne in erednâ illâl husnâ, vallâhu yeşhedu innehum le kâzibûnkâzibûne. tekum fîhi ebedâebeden, le mescidun ussise alât takvâ min evveli yevmin ehakku en tekûme fîhi, fîhi ricâlun yuhıbbûne en yetetahherû, vallâhu yuhıbbul muttahhirînmuttahhirîne. fe men essese bunyânehu alâ takvâ minallâhi ve rıdvânin hayrun em men essese bunyânehu alâ şefâ curufin hârin fenhâra bihî fî nâri cehennemcehenneme, vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimînzâlimîne. yezâlu bunyânuhumullezî benev rîbeten fî kulûbihim illâ en tekattaa kulûbuhum, vallâhu alîmun hakîmhakîmun. minel mu’minîne enfusehum ve emvâlehum bi enne lehumul cennehcennete, yukâtilûne fî sebîlillâhi fe yaktulûne ve yuktelûne va’den aleyhi hakkan fît tevrâti vel incîli vel kur’ânkur’âni, ve men evfâ bi ahdihî minallâhi, festebşirû bi bey’ıkumullezî bâya’tum bihî, ve zâlike huvel fevzul azîmazîmu. tâibûnel âbidûnel hâmidûnes sâihûner râkiûnes sâcidûnel âmirûne bil ma’rûfi ven nâhûne anil munkeri vel hâfizûne li hudûdillâh hudûdillâhi, ve beşşiril mu’minîn mu’minîne. kâne lin nebiyyi vellezîne âmenû en yestagfirû lil muşrikîne ve lev kânû ulî kurbâ min ba’di mâ tebeyyene lehum ennehum ashâbul cahîmcahîmi. mâ kânestigfâru ibrâhîme li ebîhi illâ an mev’ıdetin vaadehâ iyyâhu, fe lemmâ tebeyyene lehû ennehu aduvvun lillâhi teberree minhu, inne ibrâhîme le evvâhun halîmhalîmun. mâ kânallâhu li yudılle kavmen ba’de iz hedâhum hattâ yubeyyine lehum mâ yettekûnyettekûne, innallâhe bi kulli şey’in alîmalîmun. lehu mulkus semâvâti vel ardardı, yuhyî ve yumîtyumîtu, ve mâ lekum min dûnillâhi min veliyyin ve lâ nasîrnasîrin. tâballâhu alân nebiyyi vel muhâcirîne vel ensârillezînettebeûhu fî sâatil usrati min ba’di mâ kâde yezîgu kulûbu ferîkın minhum summe tâbe aleyhim, innehu bihim raûfun rahîmrahîmun. alâs selâsetillezîne hullifû, hattâ izâ dâkat aleyhimul ardu bimâ rahubet ve dâkat aleyhim enfusuhum ve zannû en lâ melcee minallâhi illâ ileyhi, summe tâbe aleyhim li yetûbû, innallâhe huvet tevvâbur rahîmrahîmu. eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn sâdikîne. kâne li ehlil medîneti ve men havlehum minel a’râbi en yetehallefû an resûlillâhi ve lâ yergabû bi enfusihim an nefsihî, zâlike bi ennehum lâ yusîbuhum zameun ve lâ nasabun ve lâ mahmesatun fî sebîlillâhi ve lâ yetaûne mevtıan yagîzul kuffâra ve lâ yenâlûne min aduvvin neylen illâ kutibe lehum bihî amelun sâlihsâlihun, innallâhe lâ yudîu ecrel muhsinînmuhsinîne. lâ yunfikûne nefakaten sagîraten ve lâ kebîraten ve lâ yaktaûne vâdien illâ kutibe lehum lî yeczîyehumullâhu ahsene mâ kânû ya’melûnya’melûne. mâ kânel mu’minûne li yenfirû kâffehkâffeten, fe lev lâ nefere min kulli firkatin minhum tâifetun li yetefekkahû fîd dîni ve li yunzirû kavmehum izâ receû ileyhim leallehum yahzerûnyahzerûne. eyyuhâllezîne âmenû kâtilûllezîne yelûnekum minel kuffâri velyecidû fîkum gilzahgilzaten, va’lemû ennallâhe meal muttakînmuttakîne. îzâ mâ unzilet sûretun fe minhum men yekûlu eyyukum zâdethu hâzihî îmânâîmânen, fe emmâllezîne âmenû fe zâdethum îmânen ve hum yestebşirûnyestebşirûne. emmâllezîne fî kulûbihim maradun fe zâdethum ricsen ilâ ricsihim ve mâtû ve hum kâfirûnkâfirûne. ve lâ yerevne ennehum yuftenûne fî kulli âmin merraten ev merrateyni summe lâ yetûbûne ve lâ hum yezzekkerûnyezzekkerûne. îzâ mâ unzilet sûretun nazara ba’duhum ilâ ba’din, hel yerâkum min ehadin summensarafû, sarafallâhu kulûbehum bi ennehum kavmun lâ yefkahûnyefkahûne. câekum resûlun min enfusikum azîzazîzun, aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bil mu’minîne raûfun rahîmrahîmun. in tevellev fe kul hasbiyallâhhasbiyallâhu, lâ ilâhe illâ hûve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîmazîmi. Tevbe İstiğfar Duası; Kul her daim hata yapabilecek şekilde yaratılmıştır. Yaptığı hatayı idrak edip hemen tevbe - istiğfar ettiği zaman, hatalarından temizlenir, Halıkının büyüklüğünü tasdikler, acziyetini itiraf eder ve kulluğunun gereğini yerine getirmiş olur. Tevbe - istiğfar muhakkak ki hatalardan, günahlardan temizlenmek için ve Halık olan Allahu Tealanın merhametini celb etmek için okunur. Tevbe - istiğfar ; kişinin içinden gelen bir pişmanlıkla işlediği günahları, bilmeden yaptığı isyan, hata, hasılı her türlü isyan ve itaatsizliği giderip tertemiz olma duygusuyla Cenab-ı Allaha yalvarmak suretiyle,günahlarını temizletmek niyetiyle yaptığı bir ibadet, bir böyle bir pişmanlık duygusu hisseden kişi, içten, ihlasla, samimiyetle tevbe- istiğfar etmelidir. Yani kul kendini tanımalı, insan olduğunu,hataya yatkın olduğunu, her daim sığınacağı bir güce yani yaratıcısına her daim muhtaç olduğunu kul için en önemli amel, tevbeli bir hayat yaşamaktır. Amel defterinde tevbe - istiğfarı bol olan kulların kazancı çok Rasulunün dahi bizlere örnek olmak için günde en az 70 defa tevbe- istiğfar ettiğini düşünülürse, bizlerin tevbe-istiğfara ne denli ihtiyacımız olduğu daha net olarak görülür. Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de bir çok ayette tevbe- istiğfar eden kullarını affedeceğini buyurmuşlardır. Namaz gibi ehemmiyetli bir ibadete başlamadan önce yapılacak tevbe- istiğfar, namazı huşu içinde kılmaya vesiledir. Namazdan sonra yapılacak tevbe- istiğfar, namazda yapılan hataların bertaraf edilmesine vesiledir. Kur'an-ı Kerim okumadan yapılacak tevbe- istiğfar, Kur'an'ı ihlasla okumaya vesile olur. Başında tevbe- istiğfar çekilerek yapılaca dua kabule şayandır biiznillah. Vel hasılı her ibadetin, her halin, davranışın, yaşantının ihlasını huşusunu sağlamak için her daim kulun dilinde tevbe- istiğfar var olmalıdır. Sürekli dilini tevbe- istiğfara alıştıran kul ise aniden gelen ecel şerbetini içerken de sıkıntı çekmeden emanetini teslim eder istiğfar Duası ;Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah el-azim el-kerim ellezi la ilahe illa huvel hayyu'l-kayyum ve etubu ileyhi tevbeten abden zalimin li-nefsihi la yemliku li-nefsihi mevten ve la hayaten ve la nüşura. Ve es'eluhu't-tevbete ve'l-mağfirate ve'l-hidayete lena innehu huve't-tevvabu'r-rahimTevbe Ya Rabbi Tevbe Ya Rabbi Tevbe Ya Rabbi. Eğer benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan, gönlümden ve diğer azalarımdan Senin emrine muhalif olduysam, hata, isyan, şirk, kelime-i küfür her ne sadır olduysa ben onların cümlesine tevbe ettim, rücu ettim,pişman oldum. Bir daha işlememeye azm-u cezm-u kast eyledim. Peygamberlerin evveli Hz. Adem as. ahiri bizim paygamberimiz Hz. Muhammed Mustafadır Bu iki peygamber arasında her ne kadar peygamber geldi geçti ise biz onların cümlesine inandık, iman ettik, dilimiz ile ikrar kalbimiz ile tasdik ettik. Tasdikimiz budur haktır ve billahi ve bima cae min ındillahi, Amentu birasulullahi ve bima cae min ındi billahi ve melaiketihi ve kutubihi ve rasulihi ve'l-yevmi'l-ahiri ve bi'l-kaderi hayrihi ve şerrihi minellahi teala ve'l-bağsu beğde'l-mevti hakkun eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasuluhuTevbe- İstiğfar Duasının Manası;Allahım beni bağışla, Allahım beni bağışla, Allahım beni bağışla. işlediklerimden pişman olmuş olarak O'na yöneliyorum. O Allah ki; azamet sahibi, keremi ikramı çoktur. O'ndan başka ibadete layık ilah yoktur. Hayat sahibidir, diridir ve her şeyi ayakta tutandır. Kendi nefsine zulmetmiş bir kulun dönüşü ile yöneliyorum. Hayat, ölüm, tekrar diriliş için güç ve kuvvete sahip olan Allahtan bizim tevbemizi kabul etmesini, bizi bağışlamasını, bizi hidayet üzere daim kılmasını diliyorum. Çünkü O merhameti geniş olan ve rahmetiyle tevbeleri çokça kabul edendir. Son Güncelleme 022715 Tevbe İstiğfar Duası ile ilgili bu madde bir taslaktır. Madde içeriğini geliştirerek Herkese açık dizin kaynağımıza katkıda bulunabilirsiniz. 0 Yorum Yapılmış "Tevbe İstiğfar Duası" Kayıtlı yorum bulunamadı ilk yorumu siz ekleyin Anında Kabul Olan Dua Anında Kabul Olan Dua Dua ile ilgili olarak alimlerin bildirdiği iki husus vardır Bunlardan birinin duaya mutlaka cevap verildiği, diğerinin ise kabul edildiği şeklindedir. Buradan anlaşıldığı üzere duaya Cenabı Allah’ın cevap vermesi ayrı, kabu... Haksızlığa Uğrayanın Duası Haksızlığa uğrayanın duası, Allahu Teala mazlumların kimsesizlerin yanında olduğunu bildirir. Bildirerek onlara karşı zalimlik yapan onları aşağılayarak fakir gören kişileri hekal edeceğini buyurmuştur. Bu sebepten dolayı kişiye zulme ve haksızlığa u... Cüzdan Duası Cüzdan Duası; Helalinden çalışan her kişinin arzusu, bereketli kazanç elde etmek, kazancının bereketini görebilmektir. Bereketi olmayan mal, para ya da her türlü rızık bir elden diğer ele geçene kadar uçup giden tüy gibidir. malın ya da paranın ne ka... İsmi Azam Duası İsmi Azam Duası; Kulun en çok ettiği dua; ettiği duaların kabul olunmasıdır. Duanın kabul olunması en büyük mutluluktur ve kul duasının kabulü için gerekli her şartı öğrenip uygulamak için çok titizlenir. Allah Rasulu dahi kabul olunmayacak ... Müşteri Çekme Duası Müşteri Çekme Duası; Müşteri çekme duasının amacı; iş yerimizdeki bolluk ve bereketi arttırmak kazancımızı yükseltmek amacı ile olur. Şunu belirtmek isteriz ki; her insanın tayin edilmiş belli bir rızkı vardır. Öncelikle bir insan işinin bollaşmasını... Rabbi Yessir Duası Rabbi yessir duası, Kuran-ı Kerim'de geçen bir ayet değildir. Bir duadır. Rabbi Yessir duası işleri kolaylaştırmak için okunan, okunduğu zaman insana bir ferahlık ve rahatlık veren bir duadır. Allah bütün mümin kullar için kolaylık diler zorluk istem... Sevgiliye Dua Sevgiliye dua, insanoğlu yaşadığı sürece bir çok şey için dua etmektedirler. Bu duaların içerisinde en çok sevgiliye dualar edilmektedir. Yaşanılan sorunlardan kaynaklı edilen dualar, kavuşmak için edilen dualar, evlenmek için edilen dualar, her ş... Hayırlı İş Duası Hayırlı iş duası; günümüzde insanlar geçimlerini para ile sağlamaktadır. Tabii ki para kazanmak için bir işte çalışmak gerekir. Herkes kendi yeteneğine ve eğitimine göre iş arar yada böyle bir işte çalışır. Müslüman bir insanın çalıştığı işte arayaca... Kendini Sevdirme Duası Kendini sevdirme duası; İnsanoğlu doğası gereği sevgi görmek, sayılmak ister. İnsanoğlunun sadece maddi değil manevi ve ruhi ihtiyaçları da vardır. Bu ihtiyaçların hepsini karşılayabildiği zaman mutlu olur ve etrafındakileri de mutlu eder. Kişi eğer ... Rüyada İstediğini Görmek İçin Dua Rüyada istediğini görmek için dua, kişinin yatmadan önce yapacağı dualar ile rüyasında görmek istediği şeyleri göreceği belirtilmektedir. Dinimizde istihare olarak belirtilen bu uygulamanın yapılması halinde kişinin hakkında hayırlı olan şeyi veya ha... Kötülerin Şerrinden Korunmak İçin Dua Kötülerin Şerrinden Korunmak İçin Dua, her kişiye karşı iyi olmak ve bu dünyada rahat ve huzurlu bir yaşam sürmek acaba mümkün mü? Çünkü şeytan bitkiler ve hayvanlar üzerinde değil, insanların üzerinde kötülüğü yürütmeye devam etmektedir. İnsan ne ka... Şans Açma Duası Şans açma duası, günlük yaşantısında kişiler işlerinin yolunda gitmesi ve şanslarının önü açık olsun diye bir takım dualar ederler. Bu durum iş, para, aşk veya sağlık gibi her konuda olabilir. İnsan her konuda şansının iyi gitmesini ister. Fakat herk... Anında Kabul Olan Dua Haksızlığa Uğrayanın Duası Cüzdan Duası İsmi Azam Duası Müşteri Çekme Duası Rabbi Yessir Duası Sevgiliye Dua Hayırlı İş Duası Kendini Sevdirme Duası Rüyada İstediğini Görmek İçin Dua Kötülerin Şerrinden Korunmak İçin Dua Şans Açma Duası Bolluk Bereket Duası İsrafu Umar Duası Beddua Duası Yağmur Yağarken Okunacak Dua İçkiyi Bıraktırma Duası Elhamdülillah Duası Vakıa Suresi Duası İkna Etme Duası Güçlü Olmak İçin Dua Yüz Güzelliği İçin Okunacak Dua Para Duası Bağışlama Duası Koruma Duası Mahkeme Duası Besmele Duası Rukye Duası Mübin Duası 21 Besmele Duası Popüler İçerik Bolluk Bereket Duası Bolluk Bereket Duası, aile içerisinde yaşanabilecek maddi ve manevi sıkıntılara karşı okunulan, işyerlerinde oluşacak veya oluşmuş olan sıkıntıların g... İsrafu Umar Duası israfu umar duası sahih kaynaklarda olmayan bir duadır. Kesinlikle ayet ya da hadis kaynaklı değildir. Rızık için okunması tavsiye edilen, bir kaç gün... Beddua Duası Beddua duası; Kafirlerin, zalimlerin, fasıkların ve isyankar kimselerin ıslah olmaları için dua etmek gerektiği gibi, mü'minlerin daima iyiliği için d... Yağmur Yağarken Okunacak Dua Yağmur yağarken okunacak dua, Özellikle yağmur yağdığı zaman Allah'a şükür edilmesi ile birlikte Peygamber Efendimize Salat getirilmesi oldukça önemli... İçkiyi Bıraktırma Duası İçkiyi Bıraktırma Duası; İnsanın bedenine ve aklına zafiyet veren, yaptığı işi ve söylediği sözü bilmez duruma getiren her şey haramdır. Beden ve akıl... Elhamdülillah Duası Elhamdülillah Duası Hamd ve şükür Allahü tealaya mahsustur, bütün nimetler O'ndandır. Elhamdülillah demek şükürlerin en başı muhakkak ki en hayırlısı... Vakıa Suresi Duası Vakıa Suresi Duası, 96 ayetten meydana gelen ve Kuranın 56. suresi olan Vakıa Suresi Duası Mekke'de indirilmiş olan bir duadır. Adını bu duanın ilk ay...

tevbe istiğfar duası arapça harekeli