Muhammed’in (s.a.v.) Mekke ve Medine Yılları”, “Bir Dua Tanıyorum: Salli ve Barik Duaları ve Anlamları” konularına yer verilir. Önemli! Bu sayfadan indirdiğiniz rar uzantılı dosyaları. en kolay bilgisayarda winrar adlı programla açabilirsiniz. Exe uzantılı dosyalar telde açılmaz. Bilgisayarda açabilirsiniz. Sitemizde yer alan 6. Sınıf Din Kültürü Hz. Muhammed’ in Hayatı konusuna göre uzman kadromuz tarafından hazırlanan kazanımlara uygun testi hemen çözmeye başlayabilirsiniz. Tümünü Gör. Kategori 6. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi. Soru / Süre 15 Soru / 15 Dakika. Zorluk Derecesi Orta. Eklenme Tarihi 15 Nisan 2020. Muhammed’ in hanımı. Hz. Ali Hz. Muhammed’ in yeğeni. Hz. Ebubekir Hz. Muhammed’ in arkadaşı. Hz. Zeyd Hz. Muhammed’ in azadlı kölesidir. Soruda ise ilk iman edenlerden Hz Ali verilmiştir. Buna göre, cevap “A” seçeneğidir. 6.Hz. Muhammed, Mekkeli müşriklerin baskısı sonunda Mekke’den Medine’ye göç etmiş ve Hz Ömer Dönemi’nde illere valiler ve kadılar atanmış, Hz. Osman Dönemi’nde ise Kur’an-ı Kerim çoğaltılarak devletin çeşitli bölgelerine gönderilmiştir. Hz. Ömer ve Hz. Osman Dönemi’nde yapılan bu uygulamalar aşağıdakilerden hangisinin sonucu olduğunu gösterir? A) İslamiyet’in geniş alanlara yayılması Aşağıdakilerden hangisi kamerî aylardan biri değildir? A) Safer B) Muharrem C) Şevval D) Cemaziyelevvel İSLAMİYETİN DOĞUŞU VE HZ. MUHAMMED DÖNEMİ BİLGİ KUTUSU Habeşistan’a Fast Money. HZ. MUHAMMED'İ TANIYALIM 1. Hz. Muhammed'in Doğduğu Ortam 2. Hz. Muhammed'in Doğumu Çocukluğu ve Gençliği 3. Hz. Muhammed'e Vahyin Gelişi 4. Hz. Muhammed'in Hicreti 5. Hz. Muhammed'in Toplumsal Barışa Yönelik Etkinlikleri 6. Hz. Muhammed'in İslam'ı Yayma Çabaları 7. Veda Hutbesi'inde Evrensel Mesajlar 8. Hz. Muhammed'in Vefatı Okuma Metni Eş Olarak Hz. Hatice Bu Bölümün Amaçları Bu üniteyi çalıştığınızdabitirdiğinizde * Hz. Muhammed doğduğu dönemin özelliklerini öğrenecek, * Hz. Muhammed çocukluğu, gençliği, peygamberlik öncesi hayatı ve ailesini ana hatları ile tanıyacak, * Hz. Muhammed gelen vahyin nasıl başladığını öğrenecek, * Medineye hicretin sebeb ve sonuçlarını kavrayacak * Hz. Muhammed toplumsal barışa yönelik faaliyetlerini yorumlayabilecek, * Hz. Muhammed İslam'ı yayma çaba ve gerekçelerini öğrenebilecek, * Veda hutbesini insan hakları açısından irdeleyip günümüz insan hakları ile karşılaştırabilecek, * Hz. Muhammed vefatını ve Müslümanlar üzerindeki tesirlerini değerlendirebileceksiniz. Nasıl Çalışmalıyız ? * Konu içinde ilk kez karşılaştığımız kavram ve deyimleri konu içerisindeki tanımlardan ya da sözlükten bulup okuyun. * Uyarıları dikkatle okuyun, gerekiyorsa yazın. * Soruları cevaplayın, kaldığınız yerden çalışın. * Konuyu daha ayrıntılı öğrenmek için ek kaynaklardan da yararlanmayı unutmayın. 1. Hz. Muhammed Doğduğu Ortam '' Hz. Muhammed doğduğu yerin coğrafi özellikleri nelerdir? '' Hz. Muhammed Hicaz bölgesinde dünyaya gelmiştir. Hicaz bölgesi; ılıman, çöl, ve yayla iklimlerine sahiptir. Bu bölgeyi üç şehir oluşturur; Mekke, Medine ve Taif. Hicaz Bölgesinde ticaret ve hayvancılık yaygındır ve bu bölgedeki insanlar özgür olarak yaşamaktadır. İslam öncesi Araplarda edebiyat ve güzel söz söyleme sanatı çok gelişmiştir. Hicaz'da kurulan panayırlarda şiir yarışmaları düzenlenir, beğenilen şiirler Kabe'nin duvarında sergilenirdi. Bunlara Muallaka denmiştir. Mekke, çevresindeki bütün kabilelerce mukaddes bir yer olarak bilinirdi. Kur'an ilk mescidin burada yapıldığını bildirmektedir. '' Şüphesiz, alemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev mabet Mekke'deki Kabe dir. '' Al-i İmran suresi, 96. ayet Yörede hangi inançlar hakimdi? Hicaz bölgesi ve civarında Yahudilik, Hristiyanlık, HaniflikHz. İbrahim'in getirdiği tevhid dini, Mecusilikateşe tapıcılık, Putperestlik inançları bulunmaktaydı. Arapların çoğunluğu putlara tapmaktaydılar. En az bulunan inanç Haniflikti. Araplar her şeyin yaratıcısının Allah olduğuna inanmalarına rağmen putları ona eş tutar, ona ulaşmada putları yardımcı olarak görürlerdi. İslam bunları bu şekilde inananları müşrik Allah'a ortak koşan olarak isimlendirmiştir. Bunların yanında, aya, güneşe, yıldızlara cinlere ve meleklere de tapanlar bulunmaktaydı. Toplumun sosyal ve ahlaki yapısı nasıldı? O günkü Arap toplumunda fuhuş, içki, kumar ve yıllarca süren kan davaları mevcuttu. Sık sık kabileler arası savaşlar yaşanırdı. Sadece haram ay kabul ettikleri zilkada, zilhicce, muharrem ve recep aylarında savaşmazlardı. Kadınlara pek değer verilmez, kız çocuğunun doğması utanç vesilesi sayılarak diri diri toprağa gömülürdü. Faizcilik ve tefecilik yaygınlaşmış, güçlü olanlar zayıfları ezmekteydi. Özetle o günkü toplum en karanlık dönemlerini yaşamaktaydı ve bu durum sadece Arap yarımadası ile sınırlı değildi. Bizans'ın ve İran'ın da içinde bulunduğu durum aynıydı. İşte İslam öncesi bu döneme '' Cahiliye Dönemi '' denir. Bu dönemde Araplar arasında tüm bu olumsuzluklara rağmen dürüstlük, cömertlik, yardımseverlik, iffetlilik gibi davranışlara önem veren insanlarda bulunmakta idi. 2. Hz Muhammed Doğumu Çocukluğu ve Gençliği Peygamberimizin ailesi kimdir, nerede ve ne zaman doğmuştur? Hz. Muhammed 20 Nisan 571 pazartesi gecesi Mekke'de dünyaya gelmiştir. Kureyş kabilesindendir. Babası Abdullah, annesi Amine'dir. Babası daha o doğmadan önce veffat etmiştir. İsminin konulması çocukluk ve gençlik yılları Dedesi Abdulmuttalib ona doğumunun yedinci gününde Muhammed övülmüş, güzel huyları pek çok olan ismini verdi. Mekke'de yeni doğan çocukların şehrin dışında bir süt anneye verilmesi geleneği vardı. Hz. Muhammed Sa'd Oğulları kabilesinden Halime'ye verildi. Dört yaşına kadar sütanne yanında kalan Hz. Muhammed daha sonra annesi Amine'ye teslim edildi. Altı yaşında annesini, sekiz yaşında da dedesini kaybeden Hz. Muhammed amcası Ebu Talip'in yanında kalmaya başlamıştır. Amcasına ekonomik yönden destek olmak amacıyla Hz. Muhammes çocukluğunda ücretle çobanlık yapmıştır. Çocukluğunda da doğruluğu, dürüstlüğü, zekiliği ile herkes tarafından sevilen Hz. Muhammed aynı zamanda Allah'ın ona lütfettiği bazı mucizelerle yetişip genç bir delikanlı olmuştu. O artık amcasıyla ticaret yapmak için Mekke dışına da çıkmaya başlamıştı. Bu seferlerden Şam'a yapılan yolculukta Busra denilen yerde kervanları konaklamış, o beldenin rahibi olan Bahire Hz. Muhammed görünce O'nun Hz. İsa'nın bildirdiği son peygamber olduğunu anlamıştır. Bu durumu amcasına bildirerek yeğeninin başına bir iş gelmemesi için de onu uyarmıştır. Peygamberimize neden el Emin ismi verilmiştir? Hz. Muhammed gerek günlük hayatta gerekse ticaret hayatında doğruluk ve dürüstlüğünden hiç ayrılmamıştır. Toplum ona bu özelliğinden ötürü büyük bir güven duymuş ve '' Muhammed ül-Emin '' güvenilir Muhammed demiştir. Hz. Muhammed Evliliği ve Çocukları Mekke'nin hatırı sayılır zenginlerinden biri olan Hz. Hatice; Hz. Muhammed ticaret işlerini yürütmesini teklif etmiştir. Bu teklifi kabul eden Hz. Muhammed ile Hz. Hatice daha sonra evlenmişlerdir. Peygamberimizin bu evlilikten dördü kız ikisi oğlan, altı çocuğu olmuştur. Çocuklarından Hz. Fatma dışındakiler kendisinden önce vefat etmişlerdir. 3. Hz. Muhammed Vahyin Gelişi Vahiy öncesi Hz. Muhammed özellikleri Hz. Muhammed yaşadığı toplumun kötülük sayılabilecek her türlü davranışından uzak kalmıştır. O hiçbir zaman putlara tapmamış, putlar adına kesilen hayvanların etlerinden yememiştir. O, son derece temiz bir çocukluk ve gençlik çağı yaşamıştır. Yaşı otuz beş civarına geldiğinde yalnız kalmaktan ve tefekkür etmekten hoşlanmaya başlamıştır. Bunun için de zaman zaman Mekke yakınlarında bulunan Nur dağındaki Hira mağarasına gider, orada vaktini düşünce ve tefekkürle geçirirdi. İlk vahiy ne zaman ve nerede indirilmiştir? 610 yılında Ramazan ayı içerisinde Peygamberimiz Hira'da bulunduğu esnada Cebrail ona,'' Yaratan Rabb'inin adıyla oku. O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku, Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten O'dur. İnsana bilmediğini O öğretti. Mealindeki Alak suresinin ilk beş ayetini getirdi. Hira'dan evine dönen Hz. Muhammed bu büyük olayın verdiği heyecanını yatıştırmak için bir müddet dinlendikten sonra olanları eşine anlattı. Hz. Hatice'de ona destek oldu. Bu olaydan sonra belli bir müddet vahiy kesildi. Bu olaya Fetret-ül vahiy denir. Daha sonra Cebrail ona Müddesir suresinin ilk ayetlerini getirdi '' Ey örtüsüne bürünmüş yatan Muhammed! Kalk ve uyar. Rabbini yücelt. Giydiklerini temiz tut. Kötü şeyleri terk et. '' Bu ayetlerle Hz. Muhammed tebliğ görevi resmen başlamış oldu. İlk tebliği sevgili eşine yaptı. Her durumda kendisine destek olan Hz. Hatice bu teklifi hemen kabul etti. Daha sonra sırasıyla erkeklerden en yakın arkadaşı Hz. Ebu Bekir, çocuklardan Hz. Ali ve Hz. Peygamberin evlatlığı Hz. Zeyd b. Harise müslüman olmuşlardır. Bunlar aynı zamanda İslam tarihinde ilk müslümanlar olarak bilinir. 4. Hz. Muhammed Hicreti Hz. Muhammed tebliğ görevini üç yıl gizli olarak yaptı. Sonra daveti aleni olarak yapmaya başlayınca putperest Mekkelilerin tepkileri ve şiddeti de arttı. Müşrikler yeni Müslüman olmuş müminlere baskı, zulüm ve işkence yaptılar. Bunda özellikle fakir ve kimsesiz müslümanları seçtiler. Ebu Cehil tarafından öldürülen Yasir'in karısı Sümeyye de İslam için canını veren ilk şehit oldu. Mekke'de müslümanların sayısı hızla artmaya başlamış, bu sayı Hz. Ömer'in de müslüman olmasıyla kırkı bulmuştu. Hz. Ömer'in müslüman oluşuyla Müslümanlar Kabe'de açıktan namaz kılmaya başladılar. Müşriklerin işkenceleri dayanılmaz bir hale gelince müslümanların bir kısmı geçici olarak Habeşistan'a göç ettiler. Hz. Peygamber bütün güçlüklere rağmen Mekke'de kalıp tebliğ'e devam etti. Müşrikler O'nu ve müslümanları yıldırmak için Mekke'de müslümanlara yönelik boykot uyguladılar. Bununla müslümanları İslam'dan vazgeçirip Hz. Muhammed yalnız bırakarak yıldırmayı düşündüler. Ancak İslam hızla yayılmaya devam ediyordu. Hz. Muhammed Mekke'de müşriklere karşı amcası Ebu Talip korumakta, Hz. Hatice de her türlü sıkıntıda maddi, manevi ona destek olmaktaydı. Bu iki insanın İslam'ın 10. yılında peş peşe ölmeleri peygamberimizi çok üzmüştü. Artık onu koruyacak bir akraba desteği de yoktu. Hz. Muhammed İslam'ı tebliğ etmek ve bunun için de kendisine destek bulmak amacıyla yeni arayışlara girdi. Bunun için önce Taif'e gitti, fakat oldukça kötü karşılandı. Sonra Mekke'ye civardan gelen kabilelerle görüştü. Bunlardan biri de Medine'den gelen Evs Kabilesi mensuplarıydı. Bunlar peygamberi Akabe kayalıklarında iki defa dinledikten sonra müslüman olmuş peygamberi de Medine'ye davet etmişlerdi. O'nu her durumda koruyacaklarına söz vermişlerdi. Mekkeli müşrikler de müslümanlar üzerindeki baskı ve işkencelerini artırmışlardı. Yüce Allah'ın müslümanlara izin vermesiyle, müslümanlar sahip oldukları malları da geride bırakarak Medine'ye hicret ettiler. Bunu duyan Mekkeli müşrikler İslam'ın Medine'de yayılmasını önlemek için Hz. Muhammed öldürmeye karar aldılar. Muhacir ve Ensar kimlere denir? Mekke'den Medine'ye hicret eden müslümanlara muhacir, muhacire kucak açıp yardım eden Medine'li müslümanlara da ensar denir. Medine'ye müslümanların çoğu hicret etmiş geride Hz. Muhammed ile Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ali gibi birkaç kişi kalmıştı. Yüce Allah müşriklerin Hz. Muhammed hakkındaki planlarını kendisine bildirdi. Hz. Muhammed Mekke'deki işlerini tamamladıktan sonra kendisinde emanet bulunan malları sahiplerine vermesi için Hz. Ali'yi görevlendirdi. Evinden ayrılacağı günde yatağında onun yatmasını söyledi ve Hz. Ebu Bekir'le hicret yolculuğu başladı. Müşrikler ne yaptılarsa emellerine ulaşamadılar. Hz. Peygamber ile Hz. Ebu Bekir 23 Eylül 622'de Medine'ye girdiler. Halk onları ;'' Veda tepesinden ay doğdu Onun için şükretmemiz gerek Ebediyen şükretmek Allah'a dua eden bir tek insan kalıncaya dek '' Şiirini okuyarak büyük bir coşkuyla karşıladılar. 5. Hz. Muhammed Toplumsal Barışa Yönelik Etkinlikleri Hz. Muhammed hayatının her döneminde toplumsal barışa yönelik faaliyetler içerisinde olmuştur. Hz. Muhammed Mekke dönemindeki etkinlikleri * 20 yaşlarında iken haksızlığa uğramış kimseleri, yolcuları ve fakirleri korumak amacıyla kurulan Hilful Füdul erdemliler birliği cemiyetinin üyeleri arasında yer almıştır. * Kabe hakemliği diye bilinen olayda kabileler arasındaki anlaşmazlığı yaptığı hakemlikle uzlaşıya dönüştürerek toplumsal barışa büyük katkı sağlamıştır. Bu durum peygamberlik geldikten sonra da devam etmiş, Medine'deki hayatında da adeta toplumsal barışın simgesi olmuştur. Hz. Muhammed Medine dönemindeki etkinlikleri Bütün malları Mekke'de kalan muhacire, ensar her türlü desteği ve yardımı yapmıştır. Bu durum peygamberimizin muhacir ve ensar arasında kurduğu kardeşleşme ile zirveye çıkmıştır. Medine'nin inanç yapısı nasıldı? Medine o dönem itibarıyla yerleşik hayata geçmiş on bine yakın nüfusuyla Müslümanlar, Yahudiler, Hristiyanlar ve müşrik Araplardan oluşmuş bir şehirdi. Böylesine farklı inanç ve kültürü bünyesinde bulundurulan bir şehirde zaman zaman kavgalar çıkmakta, özellikle Yahudiler, müşrik Araplara destek vererek müslümanları rahatsız etmekteydi. Ayrıca Müslümanlara Medine dışından yapılacak bir saldırıya nasıl karşı konulacağı da belirgin değildi. Hicretin birinci yılının sonunda Peygamber Efendimiz Medine ahalisinin ileri gelenlerini bir araya topladı. Amacı toplumsal prensiplerin oluşturulmasıydı. Yapılan toplantıda Medine Vesikası olarak adlandırılan ve Medine şehir devletinin anayasası olan bir belge oluşturuldu. Bu vesika aynı zamanda tüm toplulukları bağlamaktadır. Önemli bir maddesi de şehre, dışarıdan yapılacak bir saldırıya karşı şehir halkının toptan karşı koyacak olmasıydı. Bu vesika ile Medine'de huzurlu bir ortam hazırlanmış en azından Yahudilerin, Hristiyanların ve Müşriklerin, Müslümanlara açıktan zarar vermeleri önlenmiştir. 6. Hz. Muhammed İslam'ı Yayma Çabaları İslam'ı tebliğ ve davette nasıl bir sıra izlenmiştir? Hz. Muhammed tebliğde bulunması emri geldikten sonra görevine hemen başlamıştır. * Hz. Muhammed önce en yakın akrabalarını, ikinci olarak kendi kabilesini, üçüncü olarak tüm arap milletini ve umumi olarak da davetinin ulaşabildiği herkesi hak dine çağırmıştır. * Enam suresi on dokuzuncu ayetiyle '' Bu Kur'an bana vahy olundu ki onunla sizi ve onun ulaştığı herkesi uyarayım '' davetin kapsamı çizilmiştir. İslam'ı yayma çabalarında izlediği metod Hz. Muhammed tebliğde bulunurken çok sabırlı davranmış insanların şahsına karşı yaptıkları hakaretlere kabalıklara ve taşkınlıklara her zaman göğüs germiştir. Kimseye beddua etmemiş, güler yüzlü, bağışlayıcı olmuştur. Onun bu davranışları tebliğde etkili olmuştur. Kur'an-ı Kerim'de buna işaret edilerek '' ... şart sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; ... '' Al-i İmran, 159. ayet denmiştir. Hz. Muhammed insanların İslam'a girerek kurtuluşa ermelerini çok istemiştir. Bunun için de hayatı boyunca ulaştığı insanlara onları kırmadan incitmeden, İslam'ı tebliğ etmiş, bunda da başarılı olmuştur. O gönülleri fethederek insanların Allah'ın dinine girmelerini sağlamıştır. Bunu yaparken doğruluk, dürüstlük, adaletli olma, yumuşak huyluluk, bağışlayıcılık ve cömertlik gibi vasıfları ona yardımcı olmuştur. Hz. Muhammed tebliğinde mektupları da kullanmış bazı devletletin hükümdarlarına mektuplar yazarak onları İslam'a davet etmiştir. Hz. Peygamberin tebliğinde önemli bir nokta da yaşantısıyla gerçekleşmiştir. Onun yüzüne bakan onda ne bir yalan ne de bir güvensizlik görmüş, bu hali de insanların kendisine bağlanmasını sağlamıştır. Hz. Muhammed gerek sahabeye gerekse sonradan gelecek müslümanlara tebliğin nasıl yapılacağı konusunda en güzel örnek olmuş ve '' Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin '' Kütub-u Sitte, s63 buyurarak, dinin sevdirilerek tebliğ edilmesini istemiştir. 7. Veda Hutbesinde Evrensel Mesajlar Veda hutbesi nedir? Veda hutbesi Hz. Muhammed 7 Mart 632 Cuma günü yüz bini aşkın Müslüman'a yaptığı konuşmasıdır. Hz. Peygamber'in 23 yıldır yapmış olduğu tebliğin esas noktalarının bir kez daha vurgulanmasıdır da denilebilir. Veda hutbesinin içeriği iç içe geçmiş gittikçe genişleyen daireler biçiminde tasvir edecek olursak merkezdeki dairede birey, onu kuşatan dairelerde ise aile, toplum ve bütün insanlık bulunur. Veda Hutbesinde İnsan Hakları 10 Aralık 1948'de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi incelenecek olursa orada yer alan yaşama hakkı, adalet, özgürlük, eşitlik gibi kavramların 1400 yıl önce Hz. Muhammed tarafından Veda Hutbesiyle ele alındığı görülür. Bu yönüyle Veda Hutbesine İlk İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de denilebilir. Burada yer alan evrensel mesajları şöyle sıralayabiliriz 1- Herkesin can, mal ve namusu tecavüzden korunmuştur. 2- Kimsenin kimseye zarar vermeye hakkı yoktur. 3- Kadınlar erkeklerin hayat arkadaşıdır. Onlara iyi muamele edilecektir. Onların da tıpkı erkekler gibi mal ve mülke tasarruf hakları vardır. 4- İnsanlar, ırk ve renk farkı gözetmeksizin birbirlerine eşittirler. 5- Servetin bir elde birikmemesi için bütün varislere hisselerine isabet eden meşru hakları verilecektir. 6- Zina ve aile hayatına zarar verebilecek her şey yasaktır. 7- Bütün müslümanlar kardeştir. 8. Hz. Muhammed Vefatı Hz. Muhammed ne zaman vefat etti? Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed bir ayrılık toplantısını andıran Veda Haccı'ndan bir süre sonra hastalandı. 63 yaşında iken 8 Haziran 632 tarihinde vefat etti. Hz. Muhammed vefatı bütün müslümanları büyük bir üzüntüye boğdu. Bazı Müslümanlar Hz. Ömer onun öldüğünü kabul etmek istemediler. Ancak Hz. Muhammed en yakın arkadaşı olan Hz. Ebu Bekir halka şöyle seslenerek onları yatıştırdı '' Kim ki Muhammed tapıyorsa bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim ki Allah'a ibadet ve kulluk ediyorsa bilsin ki Allah diridir, ölümsüzdür. '' Buhari c3, s95 Daha sonra Al-i İmran suresi 144 ve Zümer suresi 30. ayetlerini okuyarak sahabe'nin kendisine gelmesini sağladı. Hz. Muhammed cenazesinin yıkanması ve kabri Hz. Muhammed vasiyeti üzere Hz. Ali yıkadı ve kefene sardı. Nereye defnedileceği sahabe tarafından istişare edilirken Hz. Ebu Bekir Resulullah'ın şu sözünü beyan etti '' Cenab-ı Hak her peygamberin ruhunu o peygamberin defin olunmak istediği yerde kabz etti. '' İbn-i Sa'd c2, s292 Bunun üzerine Hz. Aişe validemizin evinde peygamberimizin vefat ettiği döşek kaldırılarak oraya defnedildi. Medine'de Mescidi Nebi'nin bitişiğinde olan kabrine Ravza-i Mutahhara tertemiz çiçekli bahçe denir. Hz. Muhammed vefatıyla büyük bir sarsıntı ve üzüntüye boğulan müslümanları Hz. Ebu Bekir teskin etmiş, kendisinin halife seçilmesiyle de müslümanlar arasında birlik ve beraberliği sağlamıştır. İslam dininin peygamberimiz döneminde olduğu gibi yaşanmasına önem vermiştir. Okuma ParçasıEŞ OLARAK HZ. HATİCE Hz. Peygamber'in sevgili eşi Hz. Hatice, Mekke'de doğdu. Kureyş Kabilesinin Esedoğulları soyuna mensuptur. Babası Huveylid, Kureyş'in ileri gelenlerindendi. Hz. Hatice, Müslüman olmadan önce iffet ve şerefiyle tanınmış saygın bir dul hanımdı. Bu yüzden kendisine, iffetli ve namuslu anlamına gelen '' Tahire '' lakabı verilmişti. Hz. Hatice'nin bu özelliklerinden dolayı pek çok kişi kendisiyle evlenmek istediyse de o, bu teklifleri geri çevirdi. Ticaretle uğraşan Hz. Hatice, Mekke'nin büyük tüccar aileleri arasında yer almış ve Mekke'nin zenginlerinden biri olmuştu. O, ticaretine doğruluk, dürüstlük ve güveni ilke edindiği için, ticari ortaklık kurarken, ortaklarının güvenilir ve dürüst olmasına çok önem verirdi. Hz. Hatice, 40 yaşında iken Hz. Muhammed evlendi. Böyle bir evlilik için Hz. Hatice'nin yeğeni aracılık etmişti. Hz. Hatice'nin yeğeni, bir defasında Hz. Muhammed ile birlikte ticaret amacıyla aynı kafilede yer almışlardı. Bu yolculuktan dönünce o, Hz. Muhammed güvenilir, zeki ve kabiliyetli biri olduğunu Hatice'ye anlatmıştı. Hz. Muhammed bu sıralarda 25 yaşlarında idi. Başka tanıdıklarının da tavsiyesi üzerine Hz. Muhammed ticaret kervanlarında kendisine yardımcı olmasını teklif etti. Hz. Muhammed bu teklifi kabul edip, Hz. Hatice'nin kervanlarında çalışmaya başladı. Çok kısa zamanda Hz. Muhammed başarısıyla, dürüstlüğüyle Hz. Hatice'nin güvenini kazanmıştı. Hz. Hatice, güzel ahlakı ve davranışlarına hayran olduğu Hz. Muhammed evlenme teklif etti. Hz. Muhammed aldığı bu teklifi amcalarına götürdü. Amcası Ebu Talip, kardeşleri ile birlikte Hz. Muhammed de yanlarına alarak Hz. Hatice'nin evine gittiler. Ona talip oldular. Hz. Hatice'nin amcası Amr b. Esed bu evliliğe izin verdi. Bunun üzerine Hz. Muhammed o sıralarda 40 yaşlarında olan Hz. Hatice ile evlendi. Hz. Hatice, Hz. Muhammed'in örnek kişiliğinden çok etkilenmişti. Bunun sonucunda Hz. Hatice onu hem sevmiş hem de önceden olduğu gibi servetinin idaresini ona bırakmıştır. Şeref ve asalet bakımından bir zirve olan Hz. Muhammed Hz. Hatice gibi soylu bir kadınla evlenerek maddi bakımdan rahatlamıştı. Bütün Mekke halkı onlara gıpta ve saygıyla bakıyordu. Onların evliliği gerçek saygının ve samimiyetin simgesi olmuştu. Hz. Muhammed Hatice'den dört kızı, iki oğlu oldu. Kızları; Zeynep, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma'dır. Hz. Peygamber'in soyu Fatıma'dan devam etti. Erkek çocuklarının adı; Kasım ve Abdullah'tır. Oğlunun Kasım olmasından dolayı da Hz. Muhammed Ebu'l-Kasım künyesi verilmiştir. Her ikisi de küçük yaşta ölmüştür. Hz. Hatice, Hz. Muhammed hayatına anlam katan bir kişiydi. Her açıdan ona destek vermişti. Hz. Muhammed ilk vahiy tecrübesini onunla paylaşmış, o da vahyin gerçekliğine hemen inanmış ve bütün varlığı ile onu desteklemiştir. Hz. Muhammed Hira Mağarasında bulunduğu bir sırada ilk vahyi alınca büyük korku ve heyecana kapılarak evine dönmüştü. Yaşadığı tecrübeyi Hz. Hatice'ye anlatan Hz. Muhammed, korktuğunu söylemişti. Hz. Hatice onu şu sözleriyle teselli etmişti - '' Hiç korkma! ... Allah seni asla kötülük içine atmaz. Allah sana mutlaka iyilikle muamele edecektir. Çünkü sen yakınlarına yardım ediyor, ailene bakıyor, hayatını dürüstlükle kazanıyor, diğer insanların doğruluktan ayrılmamalarını sağlıyor, yetimlere sığınacak bir yer temin ediyor, sözünde doğru, emanete hıyanet etmez, hiçbir dayanağı olmayanların yardımcısı, muhtaçlara iyilik için koşan ve herkes ile iyi geçinip nezaketle muamele eden bir kimsesin. '' Hz. Hatice daha sonra Hz. Muhammed dini konularda bilgili olan amcasının oğlu Varaka'ya götürmüş ve o da bilgi ve güven vermesi noktasında eşine yardımcı olmuştu. Sonra da herkesten evvel kendisine inandığını ve peygamberlik çağrısına uyduğunu bildirdi. Hz. Hatice, kıtlık yıllarında Hz. Muhammed yoksulluk çeken amcası Ebu Talip'e destek için Hz. Ali'yi evine almasına razı olmuş ve onu evladı gibi görmüştür. Hz. Hatice, Hz. Muhammed acı ve sıkıntılı günlerinde hiç bir zaman ümitsizliğe düşmemiş ve onu yalnız bırakmamıştır. İlk vahiyden sonra yaşanan kesinti fetretu'l-vahy dönemi Hz. Muhammed için derin bir üzüntü dönemi oldu. Hz. Hatice bu dönemde de, peygamberlik görevine duyduğu tereddütsüz inancı dolayısıyla, Hz. Muhammed en büyük manevi destekçisi olmaya devam etmiştir. Mekkeli müşrikler Haşimoğulları 3 yıla yakın bir süre boykot ettiğinde Hz. Muhammed ile beraber zorluklara göğüüs germiş; imanı ve sevgisiyle bir eş olarak destek vermiş; sıkıntılarına üzüntülerine çare olmaya çalışmıştır. Hz. Muhammed onun bu maddi ve manevi desteğini şöyle taktir etmektedir '' Bütün insanlar, bei red ve inkar ederken, o, bana iman etti. İnsanlar beni yalanlarken, o beni tastik etti ve insanlar bana mali ambargo uygulayıp iktisadi bir sıkıntıya boğarken, o malını mülkünü benim için seferber etti. '' Hz. Hatice, Hz. Muhammed sadece eşi değil, aynı zamanda yakın dostu, bir dert ortağı olmuş sıkıntılı anlarında onu teselli etmiştir. Hz. Hatice 25 yıl kadar süren evlilikten sonra hicretten üç yıl kadar önce vefat etti. onun vefatı Hz. Muhammed son derece üzmüştü. Hz. Muhammed onun vefat etmesinden sonra başka hanımlarla evlenmesine rağmen onu hiç unutmamış, her zaman sevgi ile anmış ve hakkında güzel sözler söylemiştir. Hz. Muhammed bir defasında onu şu sözlerle övmüştür '' Allah, bana ondan daha hayırlısını vermedi. O, hiç kimsenin kabul etmediği bir zamanda bana iman etti , herkesin beni yalanladığı bir zamanda o beni tasdik etti, Kimsenin bana birşey vermediği sırada o malını benim için kullandı ve çocuklarımın annesi oldu. '' Prof. Dr. Nahide Bozkurt ÖZET Hz. Muhammed Hicaz bölgesinde dünyaya gelmiştir. Hicaz; Mekke, Medine ve Taif şehirlerini de kapsayan alana verilen isimdir. Mekke Araplarca mukaddes bir şehir olarak bilinirdi. İslam Öncesinde Mekke'de şiir ve edebiyat çok gelişmiştir. Hicaz bölgesinde yaygın olan inançlar Yahudilik, Hristiyanlık, puta tapıcılıktı. Az sayıda da Hanifler bulunmakta idi. O günkü Arap toplumunda zulüm ve haksızlıklar artmış, kumar ve tefecilik yaygın bir hal almıştı. Kadınlara hiç bir değer verilmemekte idi. İşte Hz. Muhammed böyle bir ortamda 20 Nisan 571 tarihinde dünyaya geldi. Muhammed ismini dedesi Abdulmuttalip verdi Mekkeliler Hz. Muhammed doğruluğu, dürüstlüğü ve güvenirliğinden ötürü el-Emin sıfatını vermişlerdir. Hz. Muhammed 25 yaşında iken Hz. Hatice ile evlenmiş 610 yılı Ramazan ayında 40 yaşında iken de peygamberlikle görevlendirilmiştir. O'na ilk inen ayetler Alak suresinin ilk beş ayetidir. Kendisine inanan ilk müslümanlar da Hz. Hatice, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ali ve Hz. Zeyd olmuştur. Mekke'de Müslümanlara uygulanan baskı ve şiddetin artmasıyla Allah'ın izni dahilinde Hz. Muhammed Hz. Ebu Bekir'in de refakatiyle 622 yılında Mekke'den Medine'ye hicret etmiştir. Mekke'den Medine'ye hicret eden Müslümanlara Muhacir, onlara yardım eden Medineli Müslümanlara da ensar denir. Hz. Muhammed hayatının her döneminde toplumsal barışa yönelik etkinlikler içinde olmuştur. Mekke döneminde Hılful Fudul ve Kabe Hakemliği ile Medine'de de onun başkanlığında imzalanan Medine vesikası bunun en bariz örneklerini teşkil eder. Hz. Muhammed İslam'ı tebliğ görevine öncelikle yakınlarından başlamış ve tüm insanlığı kapsayacak şekilde devam etmiştir. Hem normal yaşantısında hem de tebliğ görevini yaparken kırıcı olmamış, bilakis güler yüzlü olmuştur. Kendisine yapılan eza ve cefalara sabır göstermiş, bu davranışı da Kur'an da övülmüştür. Hz. Muhammed veda haccındaki hutbesi insan hakları açısından önemli mesajlar içerir. Bu yönüyle ilk İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi olarak da göze çarpar. Veda haccından kısa bir süre sonra vefat etmiştir. O'nun vefatı ashabını ve diğer müslümanları büyük bir üzüntüye boğmuştur. Ravza-i Mutahhara adı verilen kabri Mescidi Nebi'dedir. 1-Güler yüzlü idi. Kendisi güler yüzlü olduğu gibi, Müslümanlara da güler yüzlü olmayı tavsiye etmiştir. Bir Hadis-i Şeriflerinde Mümin kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır. Tirmizî, Birr, 36 2-Her konuda güvenilir idi. Nitekim daha peygamber olarak görevlendirilmeden önce bile güvenilir insan anlamında ona Mekke’de el-Emin sıfatı verilmişti. Onu tenkit edenler ve getirdiği ilahi mesajı kabul etmeyenler ona çeşitli ithamlarda bulundular. Cin çarpmış dediler, delirmiş dediler, sihirbaz dediler ama yalancı diyemediler. Medine’ye hicret ederken, yatağına Hz Ali’yi yatırmış evden gizlice çıkıp gitmişti. Hz. Ali’ye Yanımda bulunan emanetleri yarın sahiplerine teslim edersin buyurmuştu. O zaman elinde emanet olarak bulunan eşyaların çoğu müşriklere aitti ve onlar da Peygamberimize güvendikleri için eşyalarını ona teslim etmişlerdi. 3-İnsanların arasını ıslah eder, bozgunculuğu asla sevmezdi. Hz. Peygamber bir taraftan Müslümanlara, arabuluculuk yapmalarını tavsiye ederken, kendisi de bizzat gidip dargın ve birbiri ile anlaşamayan Müslümanları barıştırmıştır. Nitekim bir gün Resûlullah ashabına “Size, namaz, oruç ve sadakadan daha üstün bir şeyi haber vereyim mi?” buyurdu. Onlar “Evet, ya Resûlallah” dediler. Peygamberimiz de sözüne devamla “Arabulmak, barıştırmaktır; Çünkü aranın bozulması kökünden kazımaktır. Saçı kökünden kazımak demiyorum, dini kazımaktır” buyurdu. Tirmizî, Sıfatu’l-Kıyâme, 56. Yine bir gün, Medine yakınlarındaki Kuba halkı dövüşmüş, hatta birbirlerini taşlamışlardı. Bunu haber alan Rahmet ve barış elçisi Peygamber efendimiz, ashabına "Haydi bizimle geliniz de onların aralarını düzeltelim," teklifinde bulunmuş ve Kuba'ya gitmişti. Buhârî, Sulh, 2. Başka bir hadislerinde de, "Halkın arasını düzelten ve bunun için iyilik kastiyle söz taşıyan ve yine iyilik düşüncesiyle yalan söyleyen, yalancı değildir." Buhârî, Sulh, 1.buyurmuştur. Bilindiği gibi yalan, İslâm’da büyük günahlardan kabul edilmiştir. Eşler veya diğer insanların arasını bulmak için -her hangi bir kimsenin hakkının kaybolmasına sebep olmayacak şekilde- buna müsaade edilmesi, arabuluculuğun ne kadar önemli bir dinî ve ahlâkî görev olduğunu göstermektedir. 4- Küçüklere sevgi, büyüklere saygı gösterirdi. Onun mesajının temelinde sevgi vardı. Bir Hadis-i Şeriflerinde; Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygıgöstermeyen bizden değildir.’ Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66. buyurarak, Müslümanlarda sevgi temelli bir yaklaşımın gelişmesini sağlamıştır. Yaşlı ve hasta kimselere merhamet eder, onların ihtiyaçlarını giderirdi. Çocukları sever, onları hediye vererek sevindirirdi. Çocukların sevgi ile büyütülmesi halinde sevgiyi öğreneceklerini ve yetişkin olduklarında onların da başkalarına sevgi göstereceğine işareten; Merhamet etmeyene merhamet edilmez’ buyurmuşlardır. 5-Merhamet; Gönderiliş amaçlarından biri olarak Kur’an-ı Kerim’de Ey Muhammed! Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.’ Enbiya Süresi 21/107. Ayet şeklindedir. Bu da kendisi merhametin en güzel örneklerini vermiş, ayrıca Müslümanlara da bütün canlılara merhamet ile muamele etmelerini emretmiştir. Onun merhameti sadece insana şamil değildi. İnsanların yanında hayvanlara ve bitkilere bile şefkatle muamele edilmesini isterdi. Kuşun ve karıncanın yuvasını bozanları en yüksek düzeyde ikaz etmiş ve bunun yanlış olduğunu ifade etmişlerdir. Hz. Peygamberin ahlakından örnekler. 6-Her zaman ve her yerde doğrudan ve doğruluktan yana idi. Özellikle adaletin gerçekleşmesi için doğru olmak, görüp bildiklerini söyleyerek, adaletin gerçekleşmesini sağlamak çok önemlidir. Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. Şahitlik ettikleriniz zengin veya fakir de olsalar adaletten ayrılmayın. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Onları sizden çok kayırır. Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer şahitlik ederken gerçeği çarpıtırsanız veya şahitlikten çekinirseniz bilin ki şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Nisa Süresi, 135 Hz. Peygamber’in hak anlayışında asla haksızlığa ve iltimasa yer yoktur. Adalet ve hakkaniyetin gereği ne ise o yapılacaktır. Bu noktada hiç kimsenin ayrıcalığı, imtiyazı söz konusu değildir. Nitekim Mahzum Kabilesi’nden hırsızlık yapan bir kadına Hz. Peygamber’in verdiği cezayı düşürmesi için, kadının akrabaları Rasulüllah’ın çok sevdiği Üsame’yi aracılık etmesi için gönderirler. Rasulüllah Allah’ın hudutlarından birisi için aracı olduğundan dolayı Üsame’ye sert çıkar ve ardından halka bir hutbe irat eder. Hutbesinde önceki kavimlerin güçlü kimseler çaldıklarında bırakıp, zayıflar çaldıklarında had uygulamaları yüzünden helak olduklarını belirttikten sonra “Kızım Fatıma da olsa, mutlaka cezalandırırdım.” Abdurrazzak, X, 201-2, no 18830-1; Buhari, Enbiya, 18, IV. 213-4; Müslim, Hudud, 8-11, II. 1315-6; Ebu Davud, Hudud, 4, no 4373, IV. 537. buyurur. 7- Komşuluk haklarına son derece önem verirdi. Peygamber Efendimiz komşulukla ilgili, en sahih meşhurlar arasında yer alan hadislerinden birinde şöyle buyurmuştur “Cebrail bana komşuya iyilik etmeyi durmaksızın tavsiye edip durdu. Öyle ki, komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.” Buhârî, Edeb 28; Müslim, Birr 140,141. Rasul-i Kibriya Efendimiz’in “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusunu rahatsız etmesin.” Buhârî, Edeb 31; Rikâk 23; Müslim, Îman 74, 75. ve “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin.” Müslim, İman 77. anlamındaki hadis-i şerifleri bu hukuk ve ahlakın Müslüman milletimizin fertlerinde yerleşik hal almasının temelini oluşturmuş ve “komşuluk kardeşlikten ileri”, “komşuyu komşudan sorarlar” gibi hikmetli atasözlerimizle bu yöndeki anlayış, kavrayış ve davranış ölçülerimiz, kurallarımız şekillenip topluma yön ve istikamet tayin etmiştir. Hz. Peygamberin ahlakından örnekler. Müslüman Türkler yakın zamana kadar her ırk, her renk, her din, her mezhep, her meşrep ve her sosyal sınıftan komşularıyla çok iyi ilişkiler kurmuş ve gıpta edilen örnekler sergilemişlerdir. Bu gerçek, Osmanlı coğrafyasını dolaşan yabancı seyyahların bile dikkatini çekmiş ve takdirini toplamış, onların birçoğu yazdıkları hatıralarda bu hakikati dile getirmiştir. Yine Hz. Peygamber sav bir Hadis-i Şeriflerinde;“Ey Müslüman hanımlar! Alıp verdikleri bir koyun paçası olsa bile, komşu hanımlar birbirleriyle hediyeleşmeyi küçümsemesin.” Buhari, Hibe 1; Edeb 30; Müslim, Zekât 90. buyurmuşlardır., “Allah katında komşuların en hayırlısı komşularına en çok iyilik eden kimsedir.” Tirmizî, Birr 28. Ebu Hüreyre diyor ki Nebiyy-i Ekrem Efendimiz bir defasında; “Vallahi iman etmiş olmaz. Vallahi iman etmiş olmaz. Vallahi iman etmiş olmaz.” diye 3 defa tekrar etti. buyurdu. “Kim iman etmiş olmaz ya Rasulellah?” diye sordular. “Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse.” buyurdu. Buhari, Edeb 29; Müslim, İman 73. Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste de Peygamberimiz “Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse cennete giremez.” buyurmuşlardır. Müslim, İman 73. 8- Hataları affederdi. Abdullah bin Ömer’in anlattığına göre bir adam Hz. Peygamber’e sav gelerek, Ey Allah’ın Resulü! Hizmetçiyi işlediği hatadan dolayı kaç kez affedeyim?’ diye sordu. Hz. Peygamber sav sustu. Ardından adam ikinci defa; Ey Allah’ın Resulü! Hizmetçiyi işlediği hatadan dolayı kaç kez affedeyim?’ diye sordu. Resulullah bu sefer şöyle buyurdu; Her gün yetmiş kere’ Tirmizi, Birr, 31 Mekke’nin fethi günü, Ey Kureyşliler, şimdi benden sizlere nasıl davranacağımı bekliyorsunuz?’ Müşrikler; Senden iyilik bekliyoruz. Çünkü sen asil bir kardeş ve asil bir kardeş oğlusun’ dediler. Resul-i Ekrem onlara; O halde tıpkı Yusuf Peygamber gibi ben de, Bu gün kınama yok. Allah sizi bağışlasın, O merhametlilerin en merhametlisidir’ Yusuf Süresi 12/92. Ayet diyorum’ dedi ve ekledi, Haydi gidin hepiniz serbestsiniz. Beyhaki, Es-Sünen-i Kübra, IX, 195 9-Tevazu sahibiydi. Tevazu insanı yüceltir, kibir ise alçaltır. Abdullah bin Mes’ud’un anlattığına göre, bir gün Hz. Peygamber sav, Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez’ buyurdu. Bunu duyan bir adam, Ama insan elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasından hoşlanır! Deyince, Allah Rasulu; Allah güzeldir, güzelliği sever, Kibir ise hakikati inkar etmek ve insanları küçük görmektir’ buyurdular. Müslim, İman, 147 Mekke’nin fethi günü Mekke’ye mağrur bir komutan edası ile değil de Allah’ın verdiği bir nimete şükretmenin bilinci ile başını öne eğerek girmişti. Mekkeliler Safa tepesinde toplanmış, ona bağlılıklarını bildiriyor ve insanlar Nasr süresinde müjdelendiği gibi bölük bölük islam ile şerefleniyorlardı. O sırada bir kişi Efendimize yaklaştı. Belli ki o da sevincini ifade edecekti. Ancak bu büyük insanla karşı karşıya gelmek ve onunla konuşmak kendisini o kadar heyecanlandırmıştı ki adam birden titremeye başladı. Hz. Peygamber sav ona; Sakin ol. Heyecanlanma ve korkma. Ben bir kral değilim. Kureyş kabilesinden kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum; buyurarak adamı rahatlatmıştı. İbn Mâce, Et’ime, 30 hadislerle İslâm, 3. cilt, s. 331 10- Eşlerine karşı son derece sevgi ve nezaketle davranırdı. Eşlerini sevdiğini bizzat ifade ederdi. Aynı zamanda eşlerine kendilerinde bulunan faziletlerini ihsas ettirir ve söylerdi. Hayvana binmesi için yardımcı olma gibi Buhari, Megâzî 38 sevginin bir yansıması olarak kabul edeceğimiz nazik davranışı yaparak, aradaki sıcaklığı pekiştirirdi. Bir gün kendisini yemeğe davet etmişlerdi de, O Nezaket Âbidesi böyle bir davete katılmasının şartı olarak “Hanım da olursa” kaydını koymuştu. Müslim, Eşribe 139. Hz. Peygamberin ahlakından örnekler Uzun süre yanlarında kalan Enes b. Mâlik, Hz. Peygamber’in aile ilişkilerini çok kısa bir şekilde şöyle anlatır “Aile fertlerine karşı Hz. Muhammed’den daha şefkatlisini görmedim.” Müslim, Fedâil, 63 Peygamberimiz de şöyle buyurur “En hayırlınız, ailesi için hayırlı olandır. Bana gelince ben, aileme karşı sizden en hayırlı olanınızım.” İbn Mâce, Nikâh, 50 Zarafet, nezaket ve yumuşaklığın öneminin anlatıldığı hadislerde şu ifadeler dikkat çekicidir “Allah Refiktir, bütün işlerde rıfkı sever.” Buhârî, İstitâbe, 4 “Yumuşak huydan yoksun olan, iyilikten de yoksun olur.” Müslim, Birr, 23 Özet Bir genelleme yapılabilirse, insanlığın sahip olduğu ne kadar fazilet varsa onun hayatında görmek mümkündür. Kısaca birkaç örnek vermek gerekirse; daima güler yüzlü ve tatlı sözlü idi. İnsanların en cömerdi idi. Ev işlerinde eşlerine yardım eder, koyun sağar, elbisesinin söküğünü diker, evi süpürürdü. Komşularına eziyet etmez bilakis iyilik ederdi. Küçükleri sever, büyüklere saygı gösterir ve hürmet ederdi. Özet-3 Her zaman ve her yerde doğruluktan yana olduğu gibi arkadaşlarını da doğruluğa teşvik ederdi. Kendisi için istediğini başkası için istemeyenin gerçek mü’min olamayacağını ifade ederek ahlaki konularda genel geçer olan evrensel kuralı koymuştu. Misafirlerine muhakkak ikram eder, tevazu ve hoş görüden asla ayrılmazdı. Bunun yanında, reziletler diye sınıflandırılan çirkinliklerin ise hiç birini kendinde taşımıyordu. Sonuç Hz. Peygamber şöyle buyurmuşlardır. “Müminlerin iman bakımından en mükemmel olanları ahlakı en güzel olanlarıdır” Ebu Davud, Sünnet, 15. V, 60 Eğitim Öğretim İle İlgili Belgeler > Soru Bankası Test Soruları > Tarih Dersi İle İlgili Test Soruları Soru Bankası > İnkılap Tarihi Testleri TC İnkılap Tarihi Ve Atatürkçülük Test Soruları Soru Bankası ÇOK PARTİLİ DÖNEME GEÇİŞ DENEMELERİ, ATATÜRK DÖNEMİ’NDE TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI İLE İLGİLİ TEST SORULARI 4 İNKILAP TARİHİ TESTLERİ TC İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TEST SORULARI Türkiye’ye verilmemesi için Şeyh Sait İsyânı’nı destekleyen ve hatta çıkmasında rolü olduğu söylenen devlet, aşağıdakilerden hangisidir? Aİngiltere CFransa ESovyet Rusya BABD Dİtalya Cumhuriyeti, aşağıdaki uluslar arası kuruluşlardan hangisine üye olmamıştır? ANATO CMilletler Cemiyeti EBalkan Antantı BVarşova Paktı DSadabat Paktı 3.“Dış politikada güçlü olmanın temeli, iç politikada güçlü olmaktır” diyen Atatürk’ün bu sözlerinin doğruluğunu, aşağıdakilerden hangisi kanıtlamaktadır? A Savaşı’nın dışında kalınması BSadabat Paktı’nın kurulması CBalkan Antantı’nın oluşturulması DHatay’ın anavatana katılması EMilletler Cemiyeti’ne üye olunması hangisi, dünya barışını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bulunduğu coğrafyada bölgesel barışı korumaya yönelik değildir? AYabancı okullar sorununun çözülmesi BBalkan Antantı’nın imzalanması CMilletler Cemiyeti’ne üye olunması DKuzey Atlantik Savunma Paktı NATO’nın kurulması ESadabat Paktı’nın oluşturulması Millî sınırları içinde yer almasına rağmen, Musul’un 1926’da İngiltere’ye verilmesinin en önemli sebebi, aşağıdakilerden hangisidir? AMusul petrollerinden elde edilen kârın %10’unun Türkiye’ye bırakılması Bİçte çözüm bekleyen önemli sorunlar olması CDış politikada yeterli tecrübeye sahip olunmaması DYunanistan’la olan nüfus mübadelesi sorununun henüz çözümlenmemiş olması Eİngiltere ile ilişkilerin bozulmasının istenmemesi etkisiyle çıkan Şeyh Sait İsyânı, aşağıdaki sorunlardan hangisinin Türkiye’nin zararına sonuçlanmasına sebep olmuştur? AKapitülasyonlar CHatay EBoğazlar BBatum DMusul arasında yaşanan Nüfus Mübadelesi Sorunu’nun çözümlenmesi, aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesine katkıda bulunmuştur? ALozan Antlaşması’nın DSadabat Paktı’nın B1926 Ankara Antlaşması’nın EBalkan Antantı’nın CMontrö Sözleşmesi’nin 8. IV Musul Yukarıdakilerden hangileri, Misâk-ı Millî sınırları içinde kalmasına rağmen Atatürk Dönemi’nde Türkiye’ye katılmamıştır? AI-III-IV CI-IV-V EI-II-V BII-IV-V DII-III-V Savaşı bilgi yıllarında imzalanan her antlaşma, askerî bir zaferin diplomatik sonucu olmuştur. Aşağıdakilerden hangisi, yukarıdaki özelliği taşımayan bir antlaşmadır? AMoskova Antlaşması D1921 Ankara Antlaşması BMudanya Ateşkes Antlaşması E1926 Ankara Antlaşması CLozan Antlaşması 10. Rusya Yukarıdaki sınırlardan hangisi, Cumhuriyet Hükûmeti döneminde çizilmiştir? AI BII CIII DIV EV Sorunu’nu çözülmesiye Türkiye-Yunanistan arasında 1930’dan itibaren dostluk başlamıştır. Bu dostluk ancak 1950’ye kadar sürmüştür Sınav Komisyonu buna 1954 de diyebilir. Aşağıdakilerden hangisiyle, iki devlet arasında gerginlik yeniden başlamıştır? AEge Kıta Sahanlığı anlaşmazlığı DKıbrıs Sorunu BBatı Trakya Türkleri EEge Hava Sahası sorunu CEge adalarının silâhsızlandırılması antlaşması sonra Türk-İngiliz ilişkilerindeki gerginliği yumuşatarak, diğer Batılı devletlerin de Türkiye ile ilişkilerini olumlu yönde etkileyen ilk antlaşma, aşağıdakilerden hangisidir? A1926 Ankara CSadabat Paktı E1926 Atina BMontrö DBalkan Antantı hangisi, Türk dış politikasının gündeminde, Lozan’dan kalan bir sorun olarak yer almamıştır? AYabancı okullar CIrak sınırı ENüfus Mübadelesi BBoğazlar DKıbrıs hangisi, Atatürk Dönemi’nde karşılaşılan dış politika sorunlarından bir değildir? AIrak sınırı CNato’ya giriş EYabancı okullar BHatay DBoğazlar Habeşistan’ı alarak doğuya doğru yayılmasına karşı Türkiye-İran-Irak ve Afganistan arasında aşağıdaki antlaşmalardan hangisi imzalanmıştır? ASadabat Paktı CBalkan Antantı ECento B1926 Ankara Antlaşması DNato Boğazlar üzerindeki egemenliği tam olarak aşağıdakilerden hangisiyle gerçekleşmiştir? ALozan Antlaşması DSadabat Paktı BMontrö Sözleşmesi EMudanya Ateşkes Antlaşması CBalkan Antantı 17. Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanmasıyla Türkiye’nin Boğazlar bölgesinde asker bulundurma hakkını alması kanunlarına uymak istemeyen yabancı okulların kapatılması Paktı’na Türkiye’nin üye olması Gelişmelerinden hangisi, millî bağımsızlık anlayışımızı sınırlayan unsurların kaldırıldığının göstergesidir? AI BII CI-III DI-II EI-II-III hangisi, Atatürk Dönemi’nde siyâsî ilişki kurulan devletlerden biri değildir? AIrak Bİran CPakistan DAfganistan ESuriye Mütârekesi’ne göre Anadolu’da işgâller yapan ancak daha sonra tutum değiştirerek TBMM Hükûmeti’ni resmen tanıyan ilk İtilâf Devleti, aşağıdakilerden hangisidir? Aİtalya Bİngiltere CFransa Dİtalya EABD uluslar arası antlaşmalardan hangisinin imzalanması, Türkiye-Sovyet Rusya arasındaki dostluk ilişkilerini olumsuz yönde etkilemiştir? AMontrö Boğazlar Sözleşmesi DLozan Antlaşması BBalkan Antantı EMudanya Mütârekesi CSadabat Paktı 21. III Türkiye Yukarıdaki devletlerden hangisi veya hangileri Balkan Antantı’ndan ilk önce ayrılmıştır? AI-IV BI-II CI DIII EII-III “İNKILAP TARİHİ DERSİ İLE İLGİLİ TEST SORULARI, SORU BANKASI”SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN >>>TIKLAYIN>>TIKLAYIN>>TIKLAYINYorumu şahane bir site burayı sevdimm ->Yazan Buse. Er 8. **Yorum** ->Yorumu SIZIN SAYENIZDE YÜKSEK BIR NOT ALDIM SIZE TESSEKÜR EDIYORUM... ->Yazan sıla 7. **Yorum** ->Yorumu valla bu site çok süper .Bu siteyi kuran herkimse Allah razi olsun tüm ödevlerimi bu siteden mugladan sevgiler.... ->Yazan kara48500.. 6. **Yorum** ->Yorumu çok güzel bir site. kurucularına çok teşekkür ederim başarılarınızın devamını dilerim. ->Yazan Tuncay. 5. **Yorum** ->Yorumu ilk defa böyle bi site buldum gerçekten çok beğendim yapanların eline sağlık. ->Yazan efe . 4. **Yorum** ->Yorumu ya valla çok güzel bisi yapmışınız. Çok yararlı şeyler bunlar çok sagolun ->Yazan rabia.. 3. **Yorum** ->Yorumu Çok ii bilgiler var teşekkür ederim. Çok süper... Ya bu siteyi kurandan Allah razı olsun ..... süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr. Çok iyiydi. isime yaradı. Her kimse bu sayfayı kurduğu için teşekkür ederim ->Yazan pınar.. 2. **Yorum** ->Yorumu çok güzel site canım ben hep her konuda bu siteyi kullanıyorum özellikle kullanıcı olmak zorunlu değil ve indirmek gerekmiyor ->Yazan ESRA.. 1. **Yorum** ->Yorumu Burada muhteşem bilgiler var hepsi birbirinden güzel size de tavsiyeederim. ->Yazan Hasan Öğüt. >>>YORUM YAZ<<< Yorum Yazı KAPA/AÇ

hangisi hz muhammed dönemi gelişmelerinden değildir